Reklam

Diyarbakır’da geçmişten bugüne emek mücadelesi ve 1 Mayıs (*)

30 Nisan 2026
Reklam

Elif DİKBAŞ YEGİN

Dünyada işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanan 1 Mayıs, 1886’da ABD’nin Chicago kentinde 8 saatlik iş günü talebiyle başlayan grevler ve ardından yaşanan Haymarket Olayı ile tarih sahnesine çıktı. Bu tarih, kısa sürede uluslararası işçi sınıfının ortak mücadele günü haline geldi. Türkiye’de ise 1 Mayıs, yasaklar, baskılar ve yeniden kazanımlarla şekillenen bir mücadele geleneği olarak bugüne ulaştı.

Diyarbakır’da 1 Mayıslar da bu tarihsel çizginin bir parçası olmakla birlikte, kentin özgün siyasal ve toplumsal dinamikleri nedeniyle her dönem farklı anlamlar kazandı. Kentte 1 Mayıs, yalnızca işçi sınıfının sömürü koşullarına karşı taleplerinin değil, aynı zamanda demokrasi, barış ve eşitlik taleplerinin de dile getirildiği bir mücadele günü olarak öne çıktı. Diyarbakır’da 2003 yılından bu yana 1 Mayıslarda öne çıkan gelişmeleri ve işçilerin taleplerini dönemin sendikacıları Vezir Perişan, Salih Doğrul ve gazeteci Cumhur Daş ile konuştuk.

Yasaklardan meydanlara

12 Eylül Darbesi sonrası uzun yıllar yasaklı kalan 1 Mayıs, Diyarbakır’da da 1990’lar boyunca çoğunlukla alanlara çıkılamayan bir gün oldu. 2000’li yıllarla birlikte sendikalar ve demokratik kitle örgütleri, 1 Mayıs’ı yeniden görünür kılmak için mücadele etti.

Bu dönem, mitinglerin yasaklandığı; ancak alternatif alanlarda yapılan basın açıklamalarıyla geleneğin sürdürüldüğü bir “mücadele” dönemi olarak öne çıktı.

Dönemin Belediye-İş Sendikası Diyarbakır Şube Başkanı Vezir Perişan, o yılları şöyle anlatıyor: “1 Mayıs’tan günler önce hepimizde aynı kaygı olurdu. Hangi gece gelip bizi alacaklar diye beklerdik. Çoğu zaman bir ya da iki gün önceden gözaltına alınırdık. 1 Mayıs geçtikten sonra serbest bırakılırdık.” Bu dönemlerde 1 Mayıs, kitlesel bir mitingden çok, yasaklara karşı direniş ve iş yerlerinde yapılan etkinliklerle kutlandı.

2003: Bingöl depremi nedeniyle iptal edilen miting

2003 yılında, uzun süren yasaklı yılların ardından mücadele edilerek izin alınan ve kitlesel geçmesi beklenen bir 1 Mayıs için hazırlık yapılırken, sabaha karşı Bingöl’de yaşanan deprem nedeniyle Diyarbakır’daki miting de iptal edildi.

Vezir Perişan o dönemi, “İzin alınmış ve geniş katılımlı bir miting planlanmıştı; ancak deprem nedeniyle tüm program iptal edildi. Bu gelişme, Diyarbakır’da 1 Mayıs’ın yeniden kitleselleşme sürecinde önemli bir kırılma noktası olarak tarihe geçti.” diye anlatıyor.

2010’lar: İşyerinden meydanlara

2010’lu yıllarla birlikte Diyarbakır’da 1 Mayıslar kitleselleşmeye başladı. İşçiler sabah saatlerinde iş yerlerinde bir araya geliyor, ardından kortejler hâlinde alanlara çıkıyordu.

Vezir Perişan bu süreci şöyle özetliyor: “Sabah önce iş yerlerimizde kutlama yapıyorduk, sonra alana geçiyorduk. Yasaklı dönemlerde bile işçilerle birlikte kendi iş yerlerimizde 1 Mayıs’ı kutlamaktan hiçbir zaman vazgeçmedik.” Ancak bu dönemlerde sendikaların birlik olma konusunda sorunlar yaşadığını da söylüyor. Özellikle Türk-İş’e bağlı sendikaların üyelerinin katılımının sınırlı kaldığı, katılımın çoğu zaman yönetim düzeyinde olduğu için eleştirilerin hedefi hâline geldiğini belirtiyor.

2012: En kitlesel ve en politik dönem

2010’lu yıllar, Diyarbakır’da 1 Mayısların en kitlesel ve en politik geçtiği dönem oldu. Bu döneme dair dikkat çekici gözlemlerden birini dönemin DİSK Genel-İş Şube Başkanı Salih Doğrul anlatıyor. 2010 yılında DİSK’te örgütlenme kararını aldıklarını ve tabandan sendikayı örgütlediklerini ifade ederek, o dönemin en kitlesel 1 Mayıs kutlamasının 2012 yılında olduğunu söylüyor.

Doğrul 2012 yılının 1 Mayıs hazırlıklarını ve 1 Mayıs gününü şöyle anlatıyor: “1 Mayıs kutlamalarını zamana, günlere yaydık. İlk olarak hiç ulaşmadığımız iş kollarında, iş yerlerinde kutlamaya başladık. Dicle kenarında tuğla fabrikalarında çalışan işçilere ulaştık. 3 bin tuğla fabrikası işçisinin çalıştığı bölgede, 2 bin işçinin katılımıyla mini konser ve etkinlik yaptık. O dönem bizim için çok anlamlı bir kutlamaydı. Aynı yıl 1 Mayıs günü İstasyon Meydanı’nda kitlesel ve coşkulu bir miting yapılmıştı. Pankartlarımız, dövizlerimiz, kortejimiz çok görkemliydi. İşçilerin 1 Mayıs’ı sahiplendiği bir mitingdi. ‘Taşeronluk’ sistemine karşı talepler öne çıkıyordu. Belediyeler, alt işveren ya da taşeron sistemiyle geçici, mevsimlik ve asgari ücretin de çok altında işçi çalıştırabiliyordu. O dönemki ana talebimiz; güvenceli iş, kadro ve taşeronluk sistemine son verilmesiydi. Bu yüzden kitlesellik, sahiplenme ve güçlü mesajlar vardı.”

Dönemin politik atmosferinin demokratik talepler olarak da alana yansıdığına dikkat çeken Doğrul, “barış talebi, çatışmalı ortama son verilmesi, savaşa ve silaha ayrılacak bütçenin emekçiye, sağlığa ve eğitime ayrılması yönünde talepler de öne çıkıyordu” diyor.

“Bölge işçileri politik bir kesimdir”

Doğrul, 1 Mayıs’ın Diyarbakırlı emekçiler açısından özgün bir anlamı olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Büyük bedeller ödenmiş. Kazanılmış haklar tarih sahnesinde büyük direnişlerle elde edilmiş. Bu durum bizim de ilgimizi çekti. Bir de bizim bölge işçileri politik bir kesimdir. Sürece duyarlıdır, yaşananlara anında refleks gösterebilir, sahiplenme yapabilir. Bu duruşlarını 1 Mayıs’a da taşırlar. Çünkü o alanın içeriği sadece emek boyutuyla değildir.”

2012 yılında Bağlar Belediyesi şantiyesinde görkemli bir 1 Mayıs yürüyüşü ve korteji oluşturduklarını belirten Doğrul, o günü şöyle anlatıyor: “Motosikletli, bisikletli işçilerimiz; kendi tulumlarıyla gelen, süpürgesi omzunda yürüyen işçilerimiz vardı. Diyarbakır’ın ‘delilerinden’ Mehmet Hoca da kortejimizin en önünde, bayraklar ve sloganlarla yer alıyordu. Bu, en anlamlı ve en geniş katılımlı 1 Mayıslarımızdan biriydi.”

 

İlk fabrika-iş yeri, direniş kutlaması: Tuğla işçilerinin 1 Mayıs’ı

Diyarbakır’da 1 Mayıs tarihine özgün bir katkı da tuğla işçilerinden geldi. Bağıvar (Kâbi) bölgesinde çalışan tuğla işçileri, 2010’lu yılların başında sigortasız çalışmaya ve düşük ücretlere karşı örgütlenerek 1 Mayıs’ı doğrudan üretim alanlarında kutlamaya başladı.

2012 yılında il kez kendi işyerlerinde 1 Mayıs etkinliği düzenleyen tuğla işçileri, 2014’te ise bu kutlamayı ikinci kez gerçekleştirdi. Tuğla ocaklarında yapılan bu kutlamalara işçilerin yanı sıra aileleri de katıldı.

Dönemin Evrensel gazetesi Diyarbakır temsilcisi Cumhur Daş, tuğla işçilerinin 1 Mayıs’ını ve öncesindeki süreci şöyle anlatıyor: “Tuğla işçileri bakımından sigortasız çalışma, düşük ücretler ve ağır çalışma koşulları karşında mücadele etmek temel talepler olarak aslında her sene nisan ve mayıs aylarında gündeme gelirdi. Hatta o dönem DİSK’e bağlı Cam Keramik İş Sendikası’nda da örgütlenmeye başlamıştı işçiler. 2014 yılında artık ikinci kez 1 Mayıs’ı kutlamaya hazırlanan işçiler, tanıdıkları aracılığıyla bir römorku emaneten sağlık ocağının yan taraflarına getirtip onu sahne yapmışlardı. Yine imece usulü ses sistemi bulunmuştu. Çok sayıda işçi ve işçilerin ailesi katılmıştı bu kutlamaya. Konuşmaların ardından halaylar çekilmişti. İşçilerin kendiliğinden, elbirliği ile organize ettiği ve taleplerini dile getirdikleri iyi bir 1 Mayıs olmuştu. Diyarbakır’da da bu bakımdan tarihsel bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum.”

2016: İşçi birlikteliğine kayyum darbesi

2016 yılına gelindiğinde Belediyelere kayyum atanmış bölgede binlerce emekçi işinden edilmişti. Atanan kayyumların Diyarbakırlı işçilerin örgütlülüğüne ve 1 Mayıslardaki kitleselliğe de olumsuz etki ettiğine değinen Doğrul, süreci şöyle anlatıyor: “2016’da kayyum süreci yaşandı, ihraçlar oldu. Hâlâ o günleri tartışıyor, o dönemi yeniden yaratmanın çabası içindeyiz. 2012, 2013 ve 2014 yılları çok anlamlı ve kitlesel 1 Mayıslardı. Çünkü tüm eylemlere güçlü işçi katılımı vardı. Sonraki dönemde ise kayyum süreçleri, KHK’lar ve keyfî işten çıkarmalar işçi birlikteliğine büyük bir darbe vurdu. 12 Eylül darbesi nasıl emekçilere yönelik bir müdahaleyse, kayyum süreci de bundan bağımsız değil. Hedef alınan ilk şey işçilerin birlikteliği ve örgütlü yapısıydı. Yaklaşık 5 bine yakın Genel-İş üyesi bu süreçte ihraç edildi, işten çıkarıldı.”

Yasaklardan kitlesel 1 Mayıslara

Diyarbakır’da 1 Mayıs; yasaklardan kitlesel mitinglere, işyeri kutlamalarından bölgesel eylemlere uzanan çok katmanlı bir deneyimle bugünlere geldi.

Gözaltılarla geçen yıllardan, on binlerin buluştuğu meydanlara; işyerlerinde yapılan küçük kutlamalardan, tuğla fabrikaları civarında yapılan kutlamalara uzanan bu tarih, Diyarbakır’da 1 Mayıs’ın yalnızca bir gün olmadığını gösteriyor. Diyarbakır işçi sınıfının, emekçilerinin bir mücadele hafızası olduğunu gösteriyor. 2020 ve 2021’de pandemi nedeniyle alanlar boş kalsa da, sonraki yıllarda yeniden kitlesel biçimde kutlamaların yapıldığını gösteriyor.

Bu yıl yılında yeniden İstasyon Meydanında

Bu yıl 1 Mayıs İstasyon Meydanında çok sayıda sendika ve siyasi partilerin katılımıyla gerçekleşecek. Dünyada devam eden savaş atmosferi ve bu savaşın emekçilerin yaşam ve çalışma koşullarına olumsuz etkilerinin bu yıl yapılacak 1 Mayıs mitinginin öne çıkacak taleplerini belirleyeceğini şimdiden söylemek mümkün.

Bu yılın 1 Mayısına Doğrul’un çağrısı ise şöyle oldu: “Barışta ısrar, demokratik toplum şiarıyla; emeğin sömürüsüne ve savaş politikalarına karşı emekçileri, fabrika işçilerini, işsizleri, güvencesizleri, ötekileştirilenleri alanlarda omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz.”

*Bu haber için yazara kullanım hakkı ödenmiştir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir