
Şeniz EKEN / Özel Röportaj
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, geçtiğimiz günlerde açıkladığı “faili meçhul dosya” hamlesine İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Avukat Ercan Yılmaz, Sur Ajans üzerinden yanıt verdi. “90’lı yılların karanlığıyla yüzleşilmeden olmaz” diyerek yüzleşme çağrısı yapan Yılmaz, devlet arşivlerinin açılmasını ve tanıkların dinlenmesini talep etti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul dosyaları da ele alacak birimin de bulunduğu 7 ayrı daire kurulduğunu açıkladı. Bakan Gürlek’in açıklamalarına göre, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı” çalışmalarına başlandı. Resmi açıklamaya göre, söz konusu daire yurt genelinde 75 kentteki 638 dosyayı yeniden ele alacak. Ayrıca bu dosyalarda 693 maktul bulunduğu da belirtildi. Bakan Gürlek’in bu açıklamalarının ardından insan hakları savunucuları, öncelikle ve özellikle siyasi faili meçhul cinayetlerin ele alınması gerektiği yolunda tepkilerini dile getirdi.
İHD Diyarbakır Şubesi Başkanı Avukat Ercan Yılmaz, Sur Ajans’a, konuyla ilgili olarak beklentilerini ve taleplerini belirten özel bir röportaj verdi.
Sur Ajans: Bakanlığın açıkladığı söz konusu daireler hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle faili meçhul dosyalar için kurulan birimle ilgili değerlendirmeniz nedir?
Ercan Yılmaz: Tabii ki olumlu buluyoruz. Türkiye’de işlenen hiçbir suçun, özellikle kamu görevlileri tarafından yurttaşlara karşı işlenen suçların cezasız kalmaması gerektiğini yıllardır ifade ediyoruz. Bu çok hassas bir mesele. Faili meçhul cinayetler denince Türkiye’de 90’lı yılların karanlık dönemi akla geliyor. Sadece faili meçhul cinayetler değil; zorla kaybetmeler ve yargısız infazlar da bu karanlık döneme işaret ediyor. Gülistan Doku dosyasıyla paralel şekilde bu alanda bir daire başkanlığının kurulması önemli. Ancak içeriğine dair herhangi bir bilgimiz yok.
Peki dairenin işleyişi hakkında bir bilginiz veya gözleminiz var mı?
Şu an Adalet Bakanlığı’nın sitesine baktığımızda bu daire başkanlığının kimlerden oluştuğunu, nasıl çalışacağını, hangi dosyaları inceleyeceğini bilmiyoruz. Basına yansıyan bazı listeler oldu. Belki Türkiye’nin farklı bölgelerindeki faili meçhul suçlara ilişkin bir istatistik çıkarıldı. Burada dikkat çeken şey şu: Faili meçhul denince akla gelen coğrafya listede son sıralarda görünüyor. Kürt kentlerinde, örneğin Diyarbakır’da belirtilen dosya sayısı 13 ya da 14 idi yanlış hatırlamıyorsam. Bu liste doğru mu, gerçekten bakanlığa mı ait, bilmiyoruz. Sadece basına yansıdığı kadarıyla değerlendiriyoruz.
“Devlet arşivleri açılmalı, tanıklar dinlenmeli”
Kürt coğrafyasının geri planda bırakılması ve adli vakaların öne çıkarılması gibi bir durum mu söz konusu?
Böyle bir izlenim var. Siyasi faili meçhuller nasıl ele alınacak, bunu konuşmak için erken olabilir ama bu konuda uyarı yapmak gerekiyor. Türkiye’de suç oranı artıyor, suç örgütleri güçleniyor. Diyarbakır’da bile suç örgütlerinin karıştığı ağır olaylar yaşanıyor. Bunlarla mücadele edilmesi gerekiyor. Ancak bir de planlı, programlı ve devlet desteğiyle işlenen suçlar var. 90’lı yıllardaki faili meçhuller ve zorla kaybetmelerle ilgili devletin ciddi bir arşivi olduğunu biliyoruz. Bu arşivlerin açılması gerekiyor. Adalet Bakanı bu konuda çalışma yapacaksa devlet arşivlerinin açılmasını talep etmeli. O dönemde alınan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararları sorgulanmalı. Zorla kaybedilen ve öldürülen kişilerin yakınları bilgi sahibi sıfatıyla dinlenmeli.
Cumartesi Anneleri yıllardır bu eylemleri yapıyor. Her hafta kaybedilen insanların hikâyelerini paylaşıyoruz. Orada faillerin isimleri, tanıklar, olaylara şahit olan kişiler anlatılıyor. Bu dosyalarla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin onlarca ihlal kararı var. Harekete geçmek için her şey hazır. Yeni delile bile gerek yok. Bu kararların uygulanması bile birçok gerçeği ortaya çıkarabilir. Bu suçları işleyenlerin çoğunun aynı kişiler olduğunu biliyoruz. 2000’e yakın faili meçhul, yargısız infaz ve zorla kaybetmeden söz ediyoruz. Bunları belirli yapılar gerçekleştirdi. JİTEM, paramiliter güçler ve dönem dönem Hizbullah gibi yapılarla ilişkili bir ekip söz konusu. Birkaç dosyanın derinlemesine incelenmesi bile bu yapıların nasıl çalıştığını ortaya çıkarabilir.
Bu sürecin toplumsal barış açısından önemi nedir?
Bu mesele aslında geçmişle yüzleşme ihtiyacını da ortaya koyuyor. Bugün Kürt meselesinin çözümünden söz ediliyor. Ancak geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşmeden toplumsal barış mümkün değil. Hâlâ mezar yeri olmayan yüzlerce aile var. Devletin özür dilemesi, tazminat ödemesi ve yüzleşmesi gerekiyor.
Sürece dahil olmak için size bir çağrı yapıldı mı?
Hayır, bize Adalet Bakanlığı’ndan herhangi bir çağrı gelmedi. Ancak biz defalarca randevu talep ettik. Zaman zaman görüşmeler de oluyor.
Bundan sonra İHD olarak nasıl bir adım atacaksınız?
Elimizdeki verileri paylaşmayı düşünüyoruz. Faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetmelerle ilgili başvurularımızı, mahkeme kararlarını bir dosya haline getirip ilgili daire başkanlığına sunacağız.Bu konuda iş birliğine açık olduğumuzu ifade edeceğiz. Çünkü ciddi bir hafızamız ve arşivimiz var.
Öncelikli olarak aydınlatılmasını istediğiniz dosyalar var mı?
Aslında ayrım yapmak doğru değil. Ancak bazı sembol isimler var. Vedat Aydın ve Mehmet Sincar bunlardan ikisi. Mehmet Sincar bir milletvekiliydi ve faili meçhul cinayetleri araştırırken öldürüldü. Davası hâlâ tam anlamıyla aydınlatılmış değil.
Vedat Aydın ise gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürüldü ve cenazesi günler sonra bulundu. Bu iki dosya hem sembolik hem de topluma verilen mesaj açısından çok önemli.
İktidarın bugüne kadarki yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKP iktidara geldiğinde “işkenceye sıfır tolerans”, “geçmişle yüzleşme” gibi önemli söylemler vardı. Açılımlar yapıldı. Ancak bugün baktığımızda bu sorunların çözülmediğini görüyoruz. Cumartesi Anneleri’ne verilen sözler tutulmadı. Ailelerin en temel talebi olan mezar yerlerine ulaşma hakkı bile karşılanmadı. Geçen yıllar içinde yeni faili meçhul cinayetler de işlendi. Bu nedenle bu konuda başarılı bir tablo olduğunu söyleyemeyiz.
Yeni daire başkanlığından beklentiniz nedir?
Siyasi ve adli ayrımı yapılmadan tüm dosyalar incelenmeli. “Arkasında kim olursa olsun” yaklaşımı uygulanmalı. Kamu, sivil toplum ve yurttaşlar birlikte hareket etmeli. Çünkü birçok dosyada geriye sadece tanıklar kaldı.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Bu konuda ısrarcı olacağız. Elimizdeki tüm bilgi ve belgeleri paylaşacağız. Hiçbir suçun cezasız kalmaması gerekiyor. Özellikle kamu görevlilerinin işlediği suçlar mutlaka yargılanmalı. Gülistan Doku dosyası, kamu görevlilerinin de ağır suçlara karışabileceğini gösteren somut bir örnek oldu. Artık “devlet yapmaz” anlayışı geçerliliğini yitirmiştir. 27.04.2026