Perde arkasından: DTSO çalışıyor mu, yoksa sadece çalışıyor gibi mi görünüyor?

20 Eylül 2026

Aram Amed: Sur-Yorum

Diyarbakır’ın hem politik hem de iş camiasının gündeminde bir seçim var. Bu seçim, yaklaşık 8 yıldır yönetimi elinde bulunduran DTSO’nun mevcut yönetiminin 3 Ekim 2026 tarihinde yapılması için aldığı “Meslek Komitesi ve Meclis Üye Seçimleri”.

İrdelemeye başlamadan şunu söylemek gerekir: Bazı sosyal medya kullanıcıları mevcut yönetime yönelik eleştirilerini sıralıyor. Diğer taraftan kentteki bazı iş insanları ise seçim tarihini “baskın seçim” olarak niteliyor.

Ama iki kesim de bana göre yaklaşık 8 yıldır DTSO’yu yöneten mevcut yönetimi olması gereken ekonomik ve politik kriterlerle tam olarak değerlendirmiyor. Burada bir eksiklik olduğunu baştan belirtelim.

Bu nedenle, kurulduğu günden beri Kürt kentlerinde geleceğe etki eden gündemlere odaklanan Sur Ajans’ta seçimlerin perde arkasını irdelemeye çalışacağız. Yani 2022’den beri bu yönde söz kurduk ve söz kurma hakkımızın olduğunu rahatlıkla söylemek istiyorum.

İlk yazımızda ise şu soruya odaklanıyoruz:

DTSO çalışıyor mu, yoksa sadece çalışıyor gibi mi görünüyor?

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın yıllardır yaptığı çalışmalar anlatılıyor. Projeler, toplantılar, eğitimler, ziyaretler, fuarlar, girişimcilik programları, kadınlara ve gençlere yönelik çalışmalar…

Bütün bunlar çoğu zaman bir başarı hikâyesi olarak kamuoyuna sunuluyor.

Şimdi asıl soruyu sormamız gerekiyor:

Bütün bunlar Diyarbakır ekonomisini gerçekten değiştirdi mi?

Bence tartışmanın başlaması gereken yer tam da burası.

Çünkü bir kurumun çok sayıda toplantı yapması, proje yürütmesi, eğitim vermesi ya da üye sayısının yüksek olması tek başına ekonomik başarı anlamına gelmez.

Başarı; işletmelerin büyümesi, üretimin ve ihracatın artması, yeni yatırımların gelmesi, yeni fabrikaların kurulması ve istihdamın artmasıyla ölçülür.

Küçük işletmelerin büyüyüp orta ölçekli işletmelere dönüşmesi de bunun önemli göstergelerindendir.

DTSO’nun 24 bini aşan üye sayısından söz ediliyor. Ancak 24 bin üye, 24 bin güçlü, büyüyen, ihracat yapan veya yatırım gerçekleştiren işletme anlamına gelmiyor.

Aynı şekilde yüzlerce kişiye eğitim verilmesi de bu insanların ne kadarının iş bulduğunu, kaçının iş kurduğunu ya da işini büyüttüğünü göstermiyor.

Asıl mesele burada başlıyor.

Bir eğitim düzenlendiğinde kaç kişinin katıldığı söyleniyor. Bir proje yapıldığında kaç kişinin yararlandığı anlatılıyor.

Ama daha önemli sorular ortada yok:

Bu insanların kaçı iş buldu?

Kaçı iş kurdu?

Kaçı işini büyüttü?

Kaç işletme ihracata başladı?

Kaç işletme yeni bir ülkeye ürün satmaya başladı?

Kaç işletme üç yıl sonra hâlâ ayakta?

Kaç işletme yeni yatırım yaptı?

Bunların cevabı verilmeden “DTSO Diyarbakır ekonomisini büyütüyor” demek kolay değil.

Çünkü faaliyet başka, sonuç başka şeydir.

Diyarbakır’ın ekonomik tablosuna baktığımızda da bu ayrımı yapmak gerekiyor.

2024 yılında kentin ihracatı yaklaşık 380 milyon dolarken, 2025 yılında bu rakam yaklaşık 294 milyon dolara geriledi. Aynı dönemde işyeri ve sigortalı çalışan sayısında artış yaşanması elbette önemli. Ancak bu veriler, DTSO’nun çalışmalarının Diyarbakır ekonomisinde güçlü bir sıçrama yarattığını göstermiyor.

Kentin ticaretini ve sanayisini geliştirmek, işletmelerin önünü açmak, yatırımın önündeki engelleri gündeme taşımak, yeni pazarlar oluşturmak ve Diyarbakır’ın ekonomik gücünü artırmak için DTSO vardır.

O zaman hesabı da buradan sormak gerekir:

Diyarbakır neden hâlâ düşük kişi başına gelire sahip?

Neden ihracatımız kentimizin nüfusuna göre bu kadar düşük?

Neden sanayi kapasitemiz istenilen seviyeye ulaşmıyor?

Neden Diyarbakır’dan ulusal ve uluslararası ölçekte daha fazla şirket çıkmıyor?

Neden kentteki birçok işletme küçük ölçekli kalıyor?

Ve en önemlisi:

Bütün bunların değişmesi için DTSO’nun yaptığı çalışmaların somut sonucu nedir?

Bu sorulara yalnızca “şu kadar proje yaptık” diye cevap verilemez.

Çünkü yurttaş artık proje sayısını değil, sonucu görmek istiyor.

Bir başka mesele de DTSO’nun aldığı kurumsal övgüler.

“Beş yıldızlı oda” deniliyor. (TOBB’un ifadesidir)

Ama bir kurumun hizmet kalitesi ile temsil ettiği kentin ekonomisini büyütmesi aynı şey değildir.

Mesele sadece odanın ne kadar iyi hizmet verdiği değil, kentin ekonomisinin ne kadar değiştiğidir.

DTSO gerçekten Diyarbakır ekonomisini değiştirdiğini düşünüyorsa bunu rakamlarla gösterebilmelidir.

Örneğin destek verdiği işletmelerin üç yıl içinde cirosu ne kadar arttı?

Kaçı yeni işçi çalıştırmaya başladı?

Kaçı ihracata geçti?

Kaçı yeni yatırım yaptı?

Kaçı beş yıl sonra faaliyetini sürdürüyor?

DTSO’nun yaptığı çalışmalar olmasaydı bu işletmelerin durumu ne olacaktı?

İşte gerçek başarı ölçüsü burada.

Diyarbakır’ın ihtiyacı da artık faaliyet raporlarından çok, sonuç raporlarıdır.

DTSO’nun yaptığı işlerin sayısını değil, Diyarbakır ekonomisini ne kadar değiştirdiğini görmek istiyoruz.

Çünkü Diyarbakır’ın sorunu toplantı ya da proje eksikliği değil. Asıl sorun, yapılan çalışmaların kent ekonomisinde ne kadar kalıcı bir değişim yarattığının yeterince ortaya konulmamasıdır.

Bu nedenle DTSO’ya alkış tutmak yerine soru sormak gerekiyor.

Bir kurumun eleştirilmesi, onun hiç çalışmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, kentin ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğu için daha fazla hesap vermesi gerektiği anlamına gelir.

Bize daha yakın bir örnek var: Gaziantep.

Aynı bölgenin içinde yer alan Gaziantep, yıllar içinde güçlü bir sanayi ve ihracat yapısı oluşturdu. 2025 yılında Gaziantep’in ihracatı 10 milyar doların üzerine çıkarken, Diyarbakır’ın ihracatı 275,6 milyon dolar seviyesinde kaldı.

Elbette iki kentin ekonomik yapısı ve sanayi geçmişi aynı değil. Ancak bu fark bize önemli bir soru sorma imkânı veriyor:

Bir kentte ticaret ve sanayi kurumlarının yaptığı çalışmalar, işletmelerin büyümesine ve kentin üretim kapasitesine ne kadar yansıyor?

DTSO’nun yıllardır yürüttüğü projelere baktığımızda azımsanmayacak miktarda kaynak kullanıldığını görüyoruz.

Sanayi Mektebi ve Girişimci Destek Merkezi, eğitim, girişimcilik ve iş kurma süreçlerini desteklemek amacıyla kamu destekleriyle hayata geçirildi. DTSO’nun 2022 verilerine göre yalnızca bu merkezlerde o yıl 3 bin 830 gence eğitim verildi. Tabi yazı boyunca verdiğim rakamlar DTSO’nun kendi paylaştığı raklamlar. Bunu burada tekrardan söylemek lazım.

Peki bu 3 bin 830 kişinin kaçı iş buldu?

Kaçı kendi işini kurdu?

Kaçı gelir elde etmeye başladı?

Kaçı birkaç yıl sonra hâlâ o işin içinde?

Gastro İnovasyon Merkezi’nde ise DTSO’nun açıklamasına göre Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından 3,3 milyon TL hibe verildi, DTSO da 1,3 milyon TL eş finansman koydu. Yani toplam 4,6 milyon TL’lik bir kaynak kullanıldı.

Bunun yanında Çağrı Merkezi ve Gastro İnovasyon Merkezi için toplam 9 milyon TL’lik iki proje hazırlandı ve bunun 7 milyon TL’si Bakanlık desteği olarak açıklandı.

DTSO’nun yeni hizmet binası ve Girişimci Destek Merkezi için hazırladığı projede ise yaklaşık 12 milyon TL’lik inşaat bedeli öngörüldü. Bunun 5,51 milyon TL’si Karacadağ Kalkınma Ajansı, 1,7 milyon TL’si de TOBB desteği olarak belirtildi.

Yani ortada kamu ve farklı kuruluşlardan alınan ciddi miktarda kaynaklar ve bu kaynaklarla oluşturulan merkezler var.

DTSO’nun fon bulması ve merkez açması başlı başına bir başarı göstergesi olarak sunulabilir mi? Yoksa asıl soru, bu fonlarla açılan merkezlerin Diyarbakır ekonomisine ne kattığı mıdır?

Fakat ekonomi açısından asıl soru şu:

Harcanan paranın karşılığında ne üretildi?

Bir projeye milyonlarca lira kaynak aktarılması tek başına ekonomik başarı değildir. Önemli olan, bu kaynağın ne kadar ekonomik değer yarattığıdır.

Basitçe söyleyelim:

Para harcanır, bina yapılır, eğitim verilir, insanlara ulaşılır. Bunlar yapılan işlerdir.

Ama asıl sonuç; yeni işletmelerin kurulması, mevcut işletmelerin büyümesi, üretimin artması, ihracatın yükselmesi ve yeni istihdam yaratılmasıdır.

Örneğin Sanayi Mektebi’nde 3 bin 830 kişiye eğitim verilmiş olması önemli bir veridir. Ama bundan sonraki soru şudur:

Bu 3 bin 830 kişinin kaçı iş buldu, kaçı iş kurdu ve kaçı birkaç yıl sonra hâlâ faaliyetini sürdürüyor?

Aynı durum Gastro İnovasyon Merkezi için de geçerli.

4,6 milyon TL’lik kaynakla bir merkez kuruldu. Peki bu yatırımın Diyarbakır’daki üreticiye dönüşü ne oldu?

Kaç üreticinin ürünü daha geniş pazarlara girdi?

Kaç yeni işletme ortaya çıktı?

Üreticilerin geliri ne kadar arttı?

Kaç kişiye düzenli istihdam sağlandı?

Bu soruların cevaplarını bilmeden merkezin ekonomik başarısı hakkında kesin bir sonuca varamayız.

Buradaki eleştiri “DTSO hiçbir şey yapmıyor” demek değil.

Tam tersine, yapılan işlerin kullanılan kaynak ve harcanan emek karşılığında ne ürettiğini sormaktır.

Çünkü ekonomik açıdan mesele faaliyet sayısı değil, faaliyetin sonucudur.

DTSO’nun kamuoyuna sunması gereken tablo aslında açık:

Ne kadar kaynak kullanıldı?

Kaç işletmeye ulaşıldı?

Kaçı büyüdü?

Kaçı yeni işçi çalıştırdı?

Kaçı ihracata başladı?

Kaçının cirosu arttı?

Kaçı üç veya beş yıl sonra hâlâ faaliyet gösteriyor?

Ve en önemlisi, Diyarbakır ekonomisine ölçülebilir olarak ne kadar katkı sağlandı?

Üstelik bir soru daha var:

Bu sonuçların ne kadarı gerçekten projeden kaynaklandı?

Diyarbakır’da gözden kaçırılan şu; İşletmeler kendi göbeğini kendisi kesemiyor ama göbeği kesmeye aday olanların ise dünya standartlarının yerini kendi amaçlarına odaklanıyor olmasıdır.

Diyarbakır’ın artık yalnızca faaliyet raporlarına değil, sonuç raporlarına ihtiyacı var.

Daha fazla üretim istiyoruz.

Daha fazla yatırım istiyoruz.

Daha fazla ihracat istiyoruz.

Daha güçlü işletmeler istiyoruz.

Daha fazla istihdam istiyoruz.

Ve bütün bunların Diyarbakır’da yaşayan yurttaşın işine, gelirine ve geleceğine yansımasını istiyoruz.

DTSO’nun yaptığı çalışmaları eleştirmek, kurumun hiç çalışmadığını söylemek değildir. Tam tersine, kentin ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğu için yaptığı işlerin sonucunu sormaktır.

Çünkü mesele bir odanın kaç toplantı yaptığı, kaç proje hazırladığı ya da kaç kişiye eğitim verdiği değil.

Mesele, bütün bunların sonunda Diyarbakır ekonomisinin ne kadar değiştiğidir.

Bu kadar fon kullanıldı, bu kadar merkez açıldı; peki bütün bunların sonunda Diyarbakır ekonomisinde ölçülebilir olarak ne değişti?

Soruduğumuz tüm sorulardan hareketle ne yazık ki bunca yıldır beklenilen bir başarının olduğunu söylemek ‘umuda’ odaklananlar için hayal kırıklığı olur. Yap

Diyelim ve sözümüzü bir başka Sur-Yorum köşesinin perde arkasında bırakalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir