Adalet Komisyonu toplantısında görüşülen kanun teklifinin önemine işaret eden DEM Parti, bu teklifin ilk adım olduğunu ve devamının gelmesi gerektiğini belirtti.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis Adalet Komisyonu’na sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifinin görüşmeleri bitti. Komisyon, teklifi kabul etti. Görüşmeler boyunca İYİ Parti’nin maddelere şerh koyması ve toplantıyı provoke etme girişimi dikkat çekerken, 12 maddelik kanun teklifinin 9’uncu maddesi üzerine siyasi parti temsilcileri söz almayı sürdürdü.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adalet Komisyonu üyeleri Zülküf Uçar, Onur Düşünmez ve Newroz Uysal Aslan da yasanın maddelerine ilişkin söz aldı.
Uçar, kanun teklifinin kendileri açısından Kürt halkının varlık mücadelesi ve devletin dönüşüm ihtiyacının kesiştiği tarihsel bir aralık olduğunu belirterek, “Bu aralık bizce demokrasi ve özgürlükler lehine zengin bir alandır. Asıl olan bundan sonra bu alanı ortak bir iradeyle işlemek ve ortak gelecek rayına aktarmaktır. Bu anlamda her birimiz önemli bir sorumluluğu sırtlamış bulunuyoruz. Bu kanunu bir taahhüt kanunu olarak görmek gerekir. Türkiye’nin demokratik geleceğini taahhüt eden bir metin. Kürt halkının tüm varlığı ve haklarıyla hukuk dairesine alınmasını taahhüt eden bir metin. Bu metin hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve demokratik toplum tahayyülüne yükselen merdivenlerin ilk basamağıdır” ifadelerini kullandı.
‘DEVAMLA ÇIKACAK YASALAR’
Kanunun bütünleşmeyi eksiksiz bir şekilde desteklemesi gerektiğine dikkat çeken Uçar, “Bütünleşme arayışının rasyonel ve doğal dinamiklerinin bir gereği olarak istisna hükümleri metinden çıkarılmalı, metin herkesi kapsayacak şekilde revize edilmelidir. Büyük sorumlulukların alındığı tarihin bu dinamik aralığında, nihai çözüme kadar sürekli yasal faaliyet içinde olmak sürecin ana karakteri olmalıdır. Devam edecek olan yasalar bu stratejik sürecin can suyu olacaktır. Bugün örülen ilk basamaktan hemen sonra ikinci basamak için adım atmamız gerekmektedir” ifadelerine yer verdi.
UYGULAMADA YORUM FARKLILIKLARINA SEBEP OLABİLİR
Barışın boşluk tanımayacağını belirten Uçar, “Tüm bu sorunların çözümü her birimizin ahlaki ve hukuki sorumluluğudur. Bilindiği gibi beşeri yaratımlarda mükemmellik asla ulaşılamayan bir idealdir. Elbette bu kanun da mükemmel değildir ancak tarihidir. Bu tarihi niteliğinin de bir gereği olarak bazı eksikleri hemen burada tamamlayabiliriz. Öncelikle üçüncü maddedeki belirsiz muhtevayı daha belirgin hale getirmemiz gerekmektedir. Buna, maddenin mevcut halinde yer alan ‘örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu’ kavramının sınırlarını netleştirmekle başlayabiliriz. Çünkü bilindiği gibi genel ceza hukuku ilkeleri suçun tipikliğine uygulandığında onun bileşeni haline gelir ve bu husus uygulamada ciddi yorum farklılıklarına sebep olabilir” diye konuştu.
Temsiliyetinin sağlanması önerisinde bulundu. Geri dönüş ve entegrasyon süreçlerinde yer alan kadınların siyasi katılımlarının hukukla güvence altına alınması gerektiğini söyleyen Newroz Uysal Aslan, devamla şunları söyledi: “Kadın özgürlük mücadelesi ve ‘jin jiyan azadî’ felsefesi, toplumsal barışın teminatıdır. Kadınların yer almadığı bir süreç toplumsallaşamaz. Bu gerçek göz ardı edilmemelidir. Söylediğimiz her söz 100 yıllık bir hafızaya sahiptir. Mezarı bulunmayan kayıplar, 17 bini aşan faili meçhul cinayetler, yakınlarını kaybeden aileler, yakılan köyler, tahliye edilmeden yaşamını yitiren hasta tutuklular, tek bir sözünden dolayı gözaltına alınıp tutuklananlar… HEP’ten DEP’e ve oradan DEM Parti’ye uzanan bir siyasi hafıza vardır. Bu sözlerimiz de söz konusu hafızaya olan sorumluluğumuzdur. Çektiği acılara rağmen barışta ısrar eden halkımız ve halkımızın çektiği acıları başka hiçbir halk çekmesin diye barışta ısrar edeceğiz; geleceğin hukukunu inşa etmek için mücadelemizi sürdürecek ve demokratik adımların takipçisi olacağız.”
Konuşmalar ardından diğer maddelere dair görüşmeler yapıldı.
Maddeler üzerinde yapılan konuşmalar sonrasında teklif kabul edildi.
KAYNAK: (MA)