Video Haber: Şeniz Eken
Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Diyarbakır 10’uncu Kitap Fuarı, 4 Ekim’de sona erdi. Geçmiş yıllarda birden fazla salonda düzenlenen fuar, bu yıl yalnızca tek salonda kuruldu. Okurların yakından takip ettiği İş Bankası Kültür Yayınları, Metis Yayınları ve Can Yayınları gibi büyük yayınevleri de bu yıl fuarda yer almadı.
9 günlük süreçte, kitap fiyatlarındaki artış da fuardaki alışverişlere yansıdı. Yüksek fiyatlar nedeniyle okurlar, bu fuarda çok sayıda kitap almak yerine, ihtiyaç duydukları ya da öncelik verdikleri kitapları tercih etti.
26 Eylül’de başlayan kitap fuarının kapanışında, fuara dair değerlendirmelerde bulunan yayınevi temsilcileri, geçen yıllara kıyasla ziyaretçi ve kitap satışlarında düşüş yaşandığını belirtirken, ekonomik koşullar, fuar alanının kent merkezine uzaklığı, katılım ve organizasyona ilişkin sorunlara dikkat çekti. Fuarın daha geniş kesimler tarafından sahiplenilmesi ve yerel yönetimlerin sürece daha fazla destek sunması çağrısında bulundu.
Fuarın son gününde, 10. Diyarbakır Kitap Fuarı’na katılımı, yayınevlerinin yaşadığı zorlukları, yayıncılarla konuştuk.
NA/Kil Yayınları Ahmet Cebe:
Geçmiş yıllarda, 2024 ve 2025’te fuarlar daha kalabalıktı. Kitaba rağbet daha fazla vardı. Hem Türkçe hem de Kürtçe kitaplar da, bu sene ciddi anlamda bir düşüş yaşandı. Bunun ekonomik ve sosyal sorunları var. Bunların hepsi etken diye düşünüyorum. Fuar organizasyonuna ilişkin sorunlar da var.
Fuar organizasyonu olarak da çok başarılı bir organizasyon olduğunu düşünmüyorum. Yer kiraları konusunda ciddi bir maliyet TÜYAP tarafından bize lanse edildi ve birçok büyük yayınevi fuara gelmedi. Bizim gibi Küçük yayınevlerini bir tarafa bırakalım; büyük yayınevleri bile bu anlamda ciddi zorluklar yaşadı.
Kültürel etkinliklerin, bu tarz organizasyonların belediyelerin ve yerel yönetimlerin bünyesinde yapılmasını isterim. Bir pop sanatçısına milyonlarca lira verilerek birkaç saatlik konser düzenlenirken, binlerce yayıncı ve okurun buluştuğu kitap fuarlarının yeterince desteklenmemesi doğru değil. Bu anlamda yerel yönetimlerden ciddi bir destek bekliyoruz.
Fuar organizasyonunda çok basit ihtiyaçlar konusunda bile sorun yaşandı. Örneğin çöp poşeti istiyorsunuz, çöp poşeti verilmiyor. Böyle bir anlayışla devam edilirse bir dahaki seneye fuarın yarısı gelmeyecek, belki de fuar yapılamayacak Bu sorumluluk yalnızca yerel yönetimlerin değil. Yayıncılar, yazarlar, şairler ve fuar organizasyonu olarak hepimizin sorumluluğu var. Hepimiz bu işi daha iyi yapabilmek için bir araya gelmeliyiz.
Bir başka konu da fuarın içeriği. İsmi kitap fuarı ama sizler de gelip gördünüz; kitaptan çok inci, boncuk ve hediyelik eşyalar satılıyor. Bir yazar olarak buna karşıyım. Bir kitap fuarında kitaptan çok hediyelik eşya satılmasını doğru bulmuyorum. Bunlar için ayrı fuarlar düzenlenebilir. Bir toplumun temel kültürü okumaktan kaynaklanıyor. Okuyan, kültürlü bir toplum yetiştirmek istiyorsak kitabın ve okumanın desteklenmesi gerekiyor.
Belge Yayınları Editörü Sinan Zarakolu:
Bütün paydaşların bu kitap fuarının küçülmesine göz yummaması gerekiyordu. Daha birçok büyük yayınevinin burada olmadığını görüyoruz. İnsanlar ellerindeki telefonlarla kitapların fotoğraflarını çekip aradıkları kitapları bulmaya çalışıyor. Burası okur kitlesinin az olduğu bir yer değil. Burası Amed. Buradaki okura ulaşmak ve aradığını bulmasını sağlamak bizlerin, özellikle de düzenleyicilerin sorumluluğunda. İnsanlar, Sur’dan fuarın olduğu alana bir saatten fazla sürede ulaşıyorsa, hem bu eziyeti çekecekler hem de kitap fuarı küçültülmüş olacak. Bu kadar da olmaz.
Yayınevlerinin elbette sorunları var. Çünkü yayınevleri yalnızca hizmet sağlayıcı olan fuar düzenleyicisiyle karşı karşıya kalmış durumda. Ancak asıl mesele, buradaki okura bu hizmeti ulaştırmak. Gerekiyorsa sübvansiyon, gerekiyorsa destek sağlanmalı. Bu şehrin fuarı sahiplenmesi gerekiyor.
Onuncu kitap fuarının pankartında logosu bulunan bütün kuruluşların yan yana gelmesi, birbirine sırt dönmemesi ve paydaşlar olarak bu işi nasıl çözeceklerini bulmaları gerekiyor.
Sidar Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Cemal Babaoğlu:
Hemen hemen her yıl üç-beş kitap fuarına katılıyoruz. Geçen yılla bu yılı kıyasladığımızda bir düşüşün olduğu da bir gerçek. Yeni kitaplarımızın olmasına rağmen yaşanan düşüşün nedeninin biraz daha ekonomik olduğunu düşünüyorum. Kitaplar giderek pahalılaşıyor. Eskiden SEKA kâğıt fabrikası vardı ve milli bir servetti. Bunların satılması ve özelleştirilmesiyle kâğıtta dışa bağımlı hale gelindi. Kâğıdın doğrudan dolar ve Euro’ya endekslenmesi, kitap fiyatlarının bir anda üç-dört kat artmasına neden oldu. Gelirler sabit kalınca kitap alım gücü de azalıyor. Okur kitlesi genellikle bürokratlardan ve emekçilerden oluşuyor. Maaşa bağımlı olan insanların, özellikle memurların kitap okumak istemesine rağmen bunun için yeterli bütçesi olmayabiliyor.
Bu durumda yerel yönetimlerin fuarları ticari bir alan olmaktan çıkarması gerekiyor. Şirketlere kira ödemek bizi güç durumda bırakıyor. Fuarın metrekare üzerinden belirlenen bir fiyatı var. Bunun pazarlığını yapmıyorlar, indirim de yapmıyorlar. Üstelik yüzde 20 KDV ekleniyor. Biz de bu maliyeti karşılamak için yoğun çaba sarf ediyoruz. İstediklerimizi bu fuarda bulamadık. Bakalım bir sonraki fuara katılacak mıyız, bu da bir soru işareti. Böyle giderse katılamayabiliriz.
Ürünlerimizin büyük çoğunluğu Kürtçe. Yüz yıldır uygulanan asimilasyona rağmen Kürtçe kitaplar basabiliyoruz. Okuma konusunda zorluklar olsa da bütün okurlara Kürtçe, Zazaca ve diğer dillere pozitif ayrımcılık yapılması çağrısında bulunuyorum.
Yüz yıldır saldırı altında olan, üniversitesi ve okulu olmayan bir dil olmasına rağmen Kürt dili ve edebiyatı varlığını sürdürüyor. Var olmaya da devam edecek. Ancak yerel yönetimlere de büyük işler düşüyor. Devlet de artık bu asimilasyondan vazgeçmeli, yerel yönetimlere, Kürt diline ve edebiyatına destek sunmalı.
Aram Yayınları çalışanı Salih Keleş:
Fuar, beklentimizi tam olarak karşılamasa da kötü değildi. Beklentinin karşılanmamasının farklı nedenleri var; bunu tek bir nedene bağlamak doğru olmaz. Zamanlama, birçok yayınevi açısından eleştiri konusu. Fuar biraz erken yapılıyor. Erken yapıldığında da katılım istenilen düzeyde olmuyor. Yine de belirli bir katılımın olması sevindirici. Dijital çağda insanların hâlâ klasik anlamda kitaba yönelmesi ve gelip kitap alması önemli.
Bu durum yayınevleri açısından istenilen düzeyde olmasa da mevcut koşullar açısından sevindirici. Ancak TÜYAP organizasyonunun yaklaşımına ilişkin ciddi eleştirilerimiz var. Birçok konuda emrivaki bir yaklaşım sergileniyor. “Şu tarihte yapacağım, şu şekilde olacak” deniliyor. Zaten birçok yayınevinin fuara katılmadığını görüyoruz.
Bundan sonraki süreçte TÜYAP olmadan yapılacak organizasyonları tercih edeceğiz. TÜYAP’ın yaklaşımını kabul edilebilir bulmuyoruz.
Sur Ajans/ Diyarbakır