Diyarbakır’da Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti: ‘Şüpheli kadın ölümleri karanlıkta bırakılmasın’

6 Ekim 2026

Diyarbakır

Amed Şiddetle Mücadele Ağı, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekmek için Diyarbakır Adliyesi önünde 10 haftalık “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti” başlattı. Çok sayıda kadının katıldığı İlk nöbette, 8 kadının hikayesi anlatıldı. Adliye önünde gerçekleştirilen nöbette, basın açıklamasını  Diyarbakır Barosu’ndan Avukat Cansel Talay okudu.

Okunan açıklamada, kadınların erkekler tarafından katledildiği, bazı kadın ölümlerinin ise “intihar”, “kaza” veya “şüpheli ölüm” denilerek karanlıkta bırakıldığı belirtildi. Kadınların yaşamlarının yalnızca maruz kaldıkları şiddet veya ölüm biçimleri üzerinden tanımlanmaması gerektiği ifade edildi.

Kadınların birer sayı, dosya numarası, gazete manşeti ya da istatistik olmadığı belirtilen açıklamada, kadınların sistematik biçimde hedef alınmasının “kadın kırımı” olduğu kaydedildi. Kadın cinayetlerinin münferit olaylar olmadığı belirtilerek, patriyarka, cezasızlık ve erkek egemen düzenin kadınların yaşamları üzerindeki etkisine dikkat çekildi.

Açıklamada, nöbetlerde kadınların hikayeleri aktarılırken onurlarının ve geride kalan yakınlarının haklarının gözetileceği, doğrulanmamış bilgilerin yeniden üretilmeyeceği ve hiçbir kadının yaşamının teşhir nesnesine dönüştürülmeyeceği belirtildi. Basın emekçilerinden de kadınların yaşam öykülerine ilişkin haberleri bu ilkeler doğrultusunda hazırlamaları istendi.

“Şüpheli kadın ölümü, ölüm biçiminin adı değildir”

Kadınların yaşam hakkının yalnızca ölümden sonra verilecek bir hükümle sınırlı olmadığı belirtilen açıklamada; kadınların yaşarken korunması, şiddet başvurularının ilgili kurumlar tarafından ciddiyetle değerlendirilmesi, şüpheli ölümlerin bütün yönleriyle araştırılması ve koruma yükümlülüklerinin yerine getirilmesi talep edildi.

“Şüpheli kadın ölümü, ölüm biçiminin adı değildir; soruşturma makamlarının gidermekle yükümlü olduğu şüphenin adıdır” denilen açıklamada, bütün deliller toplanmadan bir ölümün intihar veya kaza olarak kabul edilmesinin hakikati karanlıkta bırakacağı ifade edildi.

Şüpheli kadın ölümlerinde bütün ihtimallerin bilimsel, bağımsız ve etkili soruşturmalarla değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, delillerin zamanında toplanması, geçmiş şiddet öyküsünün araştırılması ve ihmali bulunan kamu görevlilerinin hesap vermesi talep edildi.

Nöbetin ilk haftasında, 25 Eylül-5 Ekim tarihleri arasında Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşamını yitiren ve bilgilerine ulaşılabilen kadınların yanı sıra, önceki tarihlerde yaşamını yitiren ve hukuki süreçleri devam eden kadınların hikayeleri anlatıldı. Ağ, paylaşılan isimlerin bu tarihler arasında yaşamını yitiren bütün kadınların eksiksiz listesi olmadığını, kamuoyuna yansıyan ve bilgilerine ulaşılabilen dosyalardan oluşan ilk kayıt olduğunu belirtti.

32 yaşındaki Ayfer Çakmak’ın 25 Eylül’de Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bir erkek tarafından silahla öldürüldüğü belirtildi. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre evden dışarı çıkmasına dahi izin verilmediği belirtilen Çakmak’ın ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında evli olduğu Osman Çakmak tutuklandı. Ağ, Ayfer’in ölümüne ilişkin maddi gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasını ve geçmiş şiddet döngüsünün araştırılmasını istedi.

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde yaşayan 37 yaşındaki Fatma Çiğil’in 27 Eylül’de boşandığı İbrahim Çankaya’nın silahlı saldırısı sonucu yaşamını yitirdiği aktarıldı. Şüpheli olarak yakalanan Çankaya hakkında yürütülen adli sürecin etkin soruşturmayla ele alınması ve geçmiş şiddet öyküsünün araştırılması talep edildi.

Sakarya’nın Akyazı ilçesinde yaşayan 50 yaşındaki, 6 çocuk annesi Betül Arık’ın ise 5 Eylül’de evli olduğu Ömer Arık’ın bıçaklı saldırısında ağır yaralandığı, 23 gün süren hastane tedavisinin ardından 28 Eylül’de yaşamını yitirdiği belirtildi. Şüpheli erkeğin tutuklandığı kaydedilirken, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve koruma mekanizmalarının etkili biçimde işletilmesi istendi.

Kütahya’da kendi hediyelik eşya dükkânını işleten 51 yaşındaki, iki çocuk annesi Nalan Temelkıran’ın 29 Eylül’de iş yerinde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu katledildiği belirtildi. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre olayla ilgili Salih Topsakal isimli şüpheli yakalanarak kasten öldürme suçlamasıyla tutuklandı. Açıklamada, Nalan’ın ölümüne ilişkin haberlerde kullanılan cinsiyetçi dile de tepki gösterildi.

Ankara’da yaşayan 26 yaşındaki, iki çocuk annesi Buse Akgün Gök’ün 17 Eylül’de Etimesgut ilçesinde çocuğunu almak için gittiği okulda, boşanma aşamasında olduğu erkeğin bıçaklı saldırısına uğradığı belirtildi. Yedi gün hastanede tedavi gören Gök, 24 Eylül’de yaşamını yitirdi. Şüphelinin tutuklandığı bildirildi. Ağ, 6284 sayılı Kanun’un uygulanmasının ülke genelinde bağlayıcı bir risk değerlendirme sistemine kavuşturulmasını istedi. Ölüm tehdidi, ayrılma veya boşanma süreci, ısrarlı takip, tedbir ihlali, çocuklara yönelik tehdit ve geçmiş şiddetin yüksek risk göstergesi olarak kabul edilmesi talep edildi.

48 yaşındaki kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Özlem Gültekin Çelik’in de nöbette hikâyesi anlatıldı. Boşanma aşamasında olan Çelik, 14 Ağustos’ta İzmir’de yaşamını yitirdi. İlk etapta kalp krizi geçirdiği açıklanan ölümünün şüpheli bulunması üzerine soruşturma başlatıldı. Otopsisinde yüksek dozda propofol tespit edildiği belirtilen Çelik’in ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında 2 Ekim’de 5 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi. Ağ, Özlem’in ölümüne ilişkin tüm ihtimallerin bilimsel, bağımsız ve etkili bir soruşturmayla değerlendirilmesini istedi.

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 1 Ekim’de yaşadığı evde yaşamını yitirmiş halde bulunan 47 yaşındaki Zekiye Can’ın ölümünün de “şüpheli ölüm” olarak soruşturulmaya başlandığı belirtildi. Can’ın cenazesinin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsiye gönderildiği aktarılırken, ağ şüpheli kadın ölümleri için toplumsal cinsiyet temelli, bağlayıcı bir soruşturma protokolü ve özel güvenceler oluşturulmasını talep etti. Cinayet ve intihara sürüklenme ihtimalleri dışlanmadan dosyaların kapatılmaması gerektiği ifade edildi.

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yaşayan 18 yaşındaki Gökçe Alkan’ın ise 3 Ekim’de birlikte olduğu belirtilen Mustafa B. Tarafından kesici aletle öldürüldüğü aktarıldı. Alkan’ın öldürülmesine ilişkin soruşturma başlatıldığı ve şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi. Ağ, Gökçe’nin ölümünün diğer kadınların ölümlerinden kopuk bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Açıklamanın devamında, kadınların şiddete maruz kalmadan, özgürlüklerinden vazgeçmeden ve yaşamları hakkında korkusuzca karar verebildikleri bir yaşamın kurulması talep edildi. Bir kadın şiddet gördüğünü bildirdiği, korunmak için başvurduğu veya hakkında koruyucu ve önleyici tedbir kararı bulunduğu halde öldürülmüşse yalnızca failin değil, riski bildiği halde gerekli önlemleri almayan kamu görevlilerinin de sorumluluğunun araştırılması istendi.

Amed Şiddetle Mücadele Ağı, yalnızca şiddet gerçekleştikten sonra devreye giren ve faile verilecek cezayla sınırlı kalan bir adalet anlayışıyla yetinmediklerini belirtti. Kadınların yaşam hakkının korunup korunmadığını ve etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğini kamusal olarak izlemek amacıyla nöbetlerin sürdürüleceği kaydedildi.

Kadınların yaşamlarının yalnızca ölüm haberlerinden ve soruşturma dosyalarından ibaret olmadığı belirtilen açıklamada, her kadının kendi sözü, emeği, hayalleri ve kurmak istediği bir yaşamı olduğu vurgulandı.

“Gelecek hafta başka bir kadının hikayesini anlatmak zorunda kalmak istemiyoruz” denilen açıklamada, kadınların katledilmediği, şiddetten korunabilmek için mücadele etmek zorunda bırakılmadığı eşit ve özgür bir yaşam talep edildi.

Nöbetlerin 10 hafta boyunca her Salı Diyarbakır Adliyesi önünde sürdürüleceği belirtilirken, açıklama “Adalet için. Hakikat için. Hafıza için” sözleri ve sloganlarla sonlandırıldı.

Sur Ajans

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir