Reklam

Van’da hava kirliliği sorunu yıl boyunca devam ediyor

2 Haziran 2026
Reklam

Zerrin Sargut’un Haberi 

Van’da ağır sanayi tesisleri bulunmamasına rağmen kent, özellikle kış aylarında ciddi hava kirliliğiyle karşı karşıya kalıyor. Coğrafi yapı, yoğun trafik ve kalitesiz yakıt kullanımı bu tablonun başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Doğu Anadolu Bölgesi’nin nüfus ve ekonomik dinamikler açısından en büyük kentlerinden biri olan Van, her kış hava kirliliğinin etkisi altında kalıyor. Ölçülen hava kirliliği değerlerinin ciddi boyutlarda olması ise sorunun büyüklüğüne dikkat çekiyor.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Aladağ, yıllara yayılan bilimsel araştırmalarının sonuçlarını paylaşarak Van’daki hava kirliliğinin nedenlerini ve etkilerini değerlendirdi.

Fotoğraf: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Aladağ

1 MİLYONLUK NÜFUS ÜÇ İLÇEDE TOPLANDI

Van’ın 2025 yılı itibarıyla 1 milyon 118 bin nüfusa sahip olduğunu belirten Aladağ, nüfusun yüzde 54’ünden fazlasının Tuşba, İpekyolu ve Edremit ilçelerinde yaşadığını söyledi. Kentte ciddi bir sanayi faaliyetinin bulunmadığını vurgulayan Aladağ, buna rağmen hava kirliliğinin temel kaynaklarının evsel ısınma ve ulaşım olduğunu ifade etti. Doğalgazın 2007 yılında kente ulaşmasına rağmen düşük gelirli bölgelerde kalitesiz kömür kullanımının sürdüğünü kaydetti.

GRAFİKLERDEKİ “AKŞAM PATLAMASI” KALİTESİZ YAKITI İSPATLIYOR

2015 ile 2020 yılları arasında gerçekleştirilen 5 yıllık kesintisiz atmosferik ölçümler ve dairesel saat kadranı grafiklerini inceleyen Dr. Aladağ, tehlikenin boyutunu bilimsel saptamalarla ortaya koyuyor. 10 mikrondan küçük partikül maddelerin ($\text{PM}_{10}$) ilkbahar ve yaz aylarında (Nisan-Haziran) gün boyunca Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) güvenli eşik değeri olan $50 \;\mu\text{g/m}^3$ seviyesinin altında seyrettiğini belirten Aladağ, sonbahar ve kış mevsiminde (Kasım-Şubat) grafiklerde devasa bir sapma yaşandığını vurguluyor.

Partikül madde yoğunluğunun akşam saat 19:00’da ani ve dikey bir tırmanışa geçerek gece yarısı 00:00’a kadar zirvede kaldığını söyleyen Aladağ, kirliliğin insan aktivitesinin sıfıra yaklaştığı gece geç saatlerden şafak vaktine kadar yüksek kalmasını şu sözlerle açıklıyor: “Ocak, Şubat ve Mart dönemindeki bu gece kirliliği, arkadaki temel faktörün ısınma amaçlı yakıt kullanımı olduğunu ispatlıyor. Sabah saat 08:00 ile 10:00 arasında grafiklerde göze çarpan ikinci küçük tepe noktası ise, işe ve okula gidiş saatlerinde kent merkezinde kilitlenen trafik akışı ve araçların egzoz emisyonlarıyla doğrudan korelasyon gösteriyor.” (Aladağ, E. (2023). Water, Air, & Soil Pollution, 234(4), 259.)

Dr. Aladağ, gece boyunca devam eden bu kirliliğin temel nedeninin evsel ısınma amaçlı yakıt kullanımı olduğunu belirterek, sabah saatlerinde görülen ikinci yükselişin ise işe ve okula gidiş saatlerinde yoğunlaşan araç trafiğinden kaynaklandığını söyledi.

KÜKÜRT DİOKSİT KIŞIN ALARM VERİYOR

Araştırmada, kalitesiz kömür kullanımının en önemli göstergelerinden biri olan kükürt dioksit gazının kış aylarında kritik seviyelere ulaştığı ortaya konuldu.

Kasım ve şubat ayları arasında kükürt dioksit yoğunluğunun akşam saatlerinden gece yarısına kadar Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği sınırların yaklaşık üç katına çıktığını belirten Aladağ, özellikle ocak ayında günün tamamında yüksek seviyelerin görüldüğünü ifade etti.

Kış aylarında artan ısınma ihtiyacının kömür tüketimini yükselttiğini söyleyen Aladağ, ilkbaharla birlikte evsel ısınmanın azalması sonucu kükürt dioksit seviyelerinde belirgin düşüş yaşandığını kaydetti.

TAKVİM KIŞIN “KIRMIZI VE MORA” BOYANIYOR

Gün bazlı Hava Kalitesi İndeksi (AQI) takvimi de kirliliğin dönemsel karakterini net biçimde ayırıyor. İstatistiksel analizlere göre Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarının neredeyse tamamı “Yeşil” (İyi) renk koduna sahipken, Ekim ayı itibarıyla takvim yaprakları hızla “Sarı” (Orta) ve “Turuncu” (Hassas Gruplar İçin Sağlıksız) renklere bürünüyor.

Kış ortasında (Aralık, Ocak, Şubat) ise takvimde “Kırmızı” (Sağlıksız), “Mor” (Çok Sağlıksız) ve nadir de olsa “Kahverengi” (Tehlikeli/Zehirli) günlerin ağırlık kazandığını ifade eden akademisyen, Ocak ve Şubat aylarında günlerin ortalama yüzde 30’undan fazlasında hava kalitesinin sağlıksız seviyelerde olduğunu belirtiyor. Dr. Aladağ, kış aylarında kötü havanın baş sorumlusunun yüzde 70-80 oranında $\text{SO}2$ gazı olduğunu, yaz aylarında ise azalan ısınma ihtiyacıyla birlikte baskın kirletici rolünü tamamen $\text{PM}{10}$’un (Partikül Madde ve Toz Taşınımı) devraldığını vurguluyor.

VAN’IN COĞRAFYASI KİRLİLİĞİ HAPSEDİYOR

Hava kirliliğinin yüksek olmasında Van’ın coğrafi yapısı da önemli rol oynuyor. Yaklaşık 1730 metre rakımda bulunan kent merkezi; kuzey, doğu ve kuzeydoğusunda yüksek dağlarla çevrili. Bu doğal yapı, kirleticilerin dağılmasını zorlaştırırken özellikle kış aylarında hava kütlesinin şehir üzerinde uzun süre kalmasına neden oluyor. Yüksek basınç sistemleri ve düşük sıcaklıklar da kirli havanın kent merkezinde hapsolmasını kolaylaştırıyor.

TRAFİK VE ÇEVRE YOLU EKSİKLİĞİ SORUNU BÜYÜTÜYOR

Dr. Aladağ, hava kirliliğinin yalnızca ısınmadan kaynaklanmadığını, ulaşımın da önemli bir etken olduğunu söyledi. Çevre yolunun tamamlanmamış olması nedeniyle ağır tonajlı araçların şehir merkezinden geçmek zorunda kaldığını belirten Aladağ, bunun özellikle Tuşba-Edremit hattındaki trafik yoğunluğunu artırdığını ifade etti.

Kent merkezinde bulunan şehirlerarası otobüs terminalinin de ağır araç trafiğini artırarak hava kirliliğine katkı sunduğunu kaydetti.

İYİLEŞME VAR AMA HÂLÂ YETERLİ DEĞİL

2010 yılında 120 mikrogram seviyesinden 2023 yılı seyrinde ise 4O Mikrogram seviyesinde azalma görülmüştür. Araştırmaya göre son yıllarda hava kirliliğinde önemli bir düşüş yaşandı.2011 yılında yıllık ortalama partikül madde miktarı yaklaşık 120 mikrogram seviyesindeyken, bu değer 2024 yılında 44 mikrograma kadar geriledi. Aynı dönemde kükürt dioksit ortalaması da 46 mikrogramdan 23 mikrogram seviyesine düştü.

Buna rağmen Aladağ, uluslararası sağlık standartlarının hâlâ oldukça üzerinde seyredildiğini belirterek özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların risk altında olduğunu söyledi.

ÇEVRE MAHALLELERDEKİ DURUM BİLİNMİYOR

Van’da uzun yıllar yalnızca tek hava kalitesi izleme istasyonunun bulunduğunu belirten Aladağ, son dönemde yeni ölçüm noktalarının devreye alınmasının önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Ancak kentin çevre mahallelerinde yaşayan düşük gelirli kesimlerin maruz kaldığı hava kalitesine ilişkin yeterli veri bulunmadığını belirten Aladağ, izleme ağının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.

YEŞİL ALAN EKSİKLİĞİ DİKKAT ÇEKİYOR

Kentte kişi başına düşen yeşil alan miktarının yalnızca 3 ila 4 metrekare arasında olduğunu belirten Aladağ, bu oranın hem Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği seviyelerin hem de Türkiye ortalamasının oldukça altında kaldığını söyledi.

ÇÖZÜM İÇİN ACİL ADIMLAR ŞART

Dr. Erdinç Aladağ’a göre Van’ın hava kirliliği sorununu azaltabilmesi için kent merkezinde yayalaştırma uygulamalarının artırılması, çevre yolunun tamamlanması, ağır araçların şehir merkezine girişinin sınırlandırılması ve otogarın kent dışına taşınması gerekiyor.

Ayrıca doğalgaz kullanımının yaygınlaştırılması, kalitesiz kömür kullanımının sıkı şekilde denetlenmesi, yeşil alanların artırılması ve yeni yapılaşmalarda hava koridorlarını engellemeyecek planlamaların yapılması gerektiği belirtiliyor.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Aladağ, kentteki hava kirliliğinin azaltılması için atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı:

Kent merkezinde yayalaştırma uygulamaları artırılmalı.

Çevre yolu tamamlanarak ağır tonajlı araçların şehir merkezinden geçişi azaltılmalı.

Şehirlerarası otogar kent dışına taşınmalı.

Toplu taşıma sistemi güçlendirilerek özel araç kullanımının azaltılması sağlanmalı.

Elektrikli ve düşük emisyonlu araçların kullanımı teşvik edilmeli, şarj istasyonu altyapısı yaygınlaştırılmalı.

Trafik yoğunluğunu azaltacak akıllı ulaşım sistemleri devreye alınmalı.

Beşyol Meydanı, Cumhuriyet Caddesi ve Van AVM çevresi gibi yaya yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerde yayalaştırma projeleri değerlendirilmeli.

Doğalgaz kullanımının kent genelinde daha da yaygınlaştırılması sağlanmalı.

Kalitesiz kömür kullanımına yönelik denetimler sıklaştırılmalı.

Eski binalarda ısı yalıtımı güçlendirilerek yakıt tüketimi azaltılmalı.

Baca ve soba temizliği düzenli olarak yapılmalı.

Sanayi sitelerinde baca gazı arıtma ve filtre sistemleri zorunlu hale getirilmeli, denetimler artırılmalı.

Kentte kişi başına düşen yeşil alan miktarını artıracak yeni park ve rekreasyon alanları oluşturulmalı.

Yol kenarlarında ve kent genelinde ağaçlandırma çalışmaları yaygınlaştırılmalı.

Yeni yapılaşmalarda minimum yeşil alan şartı getirilmeli.

Parsellerin tamamının yapılaşmaya açılması engellenmeli, yeşil alanlar korunmalı.

İmar planlarında hava koridorlarını kapatan yapılaşmalardan kaçınılmalı.

Yeni yerleşim alanları planlanırken hava sirkülasyonunu destekleyen şehircilik uygulamalarına öncelik verilmeli.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir