Haber: Yasemin Dikici
Ağrı’da kadın emeği görünmez olmaya devam ediyor. İşsizlikten mobbinge, bakım yükünden yatırım eksikliğine kadar birçok engel, kadınların çalışma yaşamına katılımını zorlaştırıyor.
Kadınların çalışma yaşamına katılımı, Türkiye’nin en önemli toplumsal ve ekonomik sorunlarından biri olmayı sürdürürken, bu tablo Ağrı’da çok daha çarpıcı bir görünüm sergiliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında kadınların istihdam oranı yüzde 32,1’de kalırken, erkeklerde bu oran yüzde 66,4 olarak kaydedildi. Kadınların işgücüne katılım oranının ise yalnızca yüzde 36,2 olması, Türkiye’de her üç kadından yalnızca birinin çalışma yaşamında yer alabildiğini ortaya koyuyor. Ağrı’nın da içinde bulunduğu TRA2 Bölgesi (Ağrı, Kars, Ardahan ve Iğdır) ise kadınların ekonomik yaşama katılımında ülke ortalamasının gerisinde kalan bölgeler arasında yer alıyor.
Peki, Ağrı’da kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engeller neler? Kadınlar neden çalışma hayatına dahil olamıyor, çalışanlar hangi hak ihlalleriyle karşı karşıya kalıyor ve çözüm için hangi adımların atılması gerekiyor? DİSK Genel-İş Sendikası Ağrı Şube Başkanı Ersin Erincik ile Ağrı’da yaşayan kadın işçi Melek Gelturan, kadın emeğinin görünmeyen sorunlarını, iş güvencesizliğini, toplumsal baskıları ve kadın istihdamını artırmaya yönelik çözüm önerilerini değerlendirdi.

“Kadınların omuzlarındaki görünmeyen yük çalışma hayatına katılımı engelliyor”
Kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engellerin ev içi emek, bakım sorumluluğu, eğitim olanaklarına erişimde yaşanan eşitsizlikler ile toplumsal ve kültürel baskılar olduğunu belirten DİSK Genel-İş Sendikası Ağrı Şube Başkanı Ersin Erincik, bu koşulların kadınların çalışma yaşamına katılımını ciddi biçimde sınırlandırdığını söyledi.
Ağrı’nın sanayileşme açısından Türkiye’nin en geri kalmış illerinden biri olduğuna dikkat çeken Erincik, özel sektör yatırımlarının yetersizliği nedeniyle kadınların istihdam edilebileceği alanların oldukça sınırlı olduğunu ifade etti.
“Kadın istihdamına yönelik kalıcı politikalar geliştirilmiyor”
Kentte kadınların ekonomik yaşama katılımını artıracak çalışmaların yetersiz olduğunu dile getiren Erincik, “Kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendirecek kalıcı politikalara ihtiyaç var. Ancak bugün Ağrı’da ne yerel yönetimlerin ne de ilgili kurumların kadın istihdamını artırmaya yönelik yeterli ve sürdürülebilir projeler ürettiğini görüyoruz. Kadınların üretime katılabilmesi için meslek edindirme kursları yaygınlaştırılmalı, kadın kooperatifleri desteklenmeli, girişimcilik projeleri artırılmalı ve özellikle çalışan annelerin en büyük ihtiyaçlarından biri olan kreş hizmetleri güçlendirilmelidir. Kadın istihdamını artırmak istiyorsak artık söylemlerin ötesine geçip somut adımlar atmak zorundayız” dedi.
“Kadın emekçiler baskı ve güvencesizlikle karşı karşıya”
Sendikalarına başvuran kadın çalışanların aktardığı sorunların çalışma yaşamındaki hak ihlallerini gözler önüne serdiğini söyleyen Erincik, özellikle kamu ve özel sektörde iş güvencesinin giderek zayıfladığını ifade etti: “Kadın emekçilerden bize ulaşan başvurular, çalışma yaşamında yaşanan hak ihlallerinin ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Özellikle bazı çağrı merkezlerinde işe başlayan kadın çalışanların boş senet imzalamaya zorlandıklarına yönelik iddialar tarafımıza ulaşıyor. Kadın emekçiler, yoğun baskı ve mobbing nedeniyle işten ayrılmak istediklerinde bu senetlerin tazminat amacıyla kullanılabileceği yönünde kaygılar taşıdıklarını dile getiriyor. Benzer sorunların tekstil sektöründe de yaşandığı yönünde başvurular alıyoruz. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, psikolojik baskı ve güvencesiz çalışma koşulları en çok kadın emekçileri etkiliyor. Bu iddiaların ilgili kurumlar tarafından titizlikle araştırılması ve çalışanların haklarının güvence altına alınması gerekiyor.”
Tekstil sektöründe de uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, psikolojik baskı ve güvencesiz çalışma koşullarının yaygın olduğunu sözlerine ekleyen Erincik, bu olumsuzluklardan en fazla kadın emekçilerin etkilendiğini söyledi.
“Bağımsız heyetler işyerlerini denetlemeli”
Başta tekstil ve çağrı merkezi olmak üzere kadınların yoğun olarak çalıştığı sektörlerde incelemeler yapılması gerektiğini belirten Erincik, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, meslek odaları ve siyasi partilerin temsilcilerinden oluşacak bağımsız heyetlerin işyerlerini ziyaret ederek çalışanların sorunlarını yerinde dinlemesi ve çözüm önerileri geliştirmesi çağrısında bulundu.

“Toplumsal cinsiyet eşitsizliği en büyük engel”
Ağrı’da yaşayan Melek Gelturan ise kadınların çalışma yaşamına katılımının yalnızca iş imkânlarının azlığıyla açıklanamayacağını belirterek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadınların önündeki en büyük engellerden biri olduğunu anlattı.
Kadınların ekonomik bağımsızlığa ulaşmasının önünde aile baskısı, eğitim olanaklarına erişim güçlüğü, erken ve zorla evlilikler, bakım yükü ile ataerkil toplumsal yapının önemli rol oynadığını dile getiren Gelturan, bu sorunların kadınların çalışma hayatından uzaklaşmasına neden olduğunu vurguladı.
“Toplumsal önyargılar iş yaşamına katılımı zorlaştırıyor”
Çalışmak istediği halde iş bulamayan çok sayıda kadın bulunduğunu belirten Gelturan, yeterli istihdam alanlarının olmaması, çocuk bakım sorumluluğu, ulaşım sorunları, mesleki eğitim eksikliği ve kadınların çalışmasına yönelik toplumsal önyargıların kadınların iş yaşamına katılımını zorlaştırdığını anlattı.
“Kadın istihdamı için ortak mücadele şart”
Kadınların iş yaşamına katılımının artırılması için yalnızca ekonomik değil, sosyal dönüşümün de gerekli olduğunu vurgulayan Gelturan, sözlerine şu şekilde devam etti: “Kadınların çalışma hayatına katılımını artırmak istiyorsak öncelikle toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikaları hayata geçirmek zorundayız. Kadınlara yönelik mesleki eğitim ve istihdam projeleri yaygınlaştırılmalı, kadın girişimciliği desteklenmeli, kreş ve bakım hizmetleri artırılmalı, güvenli çalışma ortamları oluşturulmalıdır. Bunun yanında kadınların eğitim, üretim ve karar alma mekanizmalarına eşit katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Yerel yönetimler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ortak hareket ederek sürdürülebilir kadın istihdam politikaları geliştirmelidir. Kadınların ekonomik hayata eşit katılımı yalnızca kadınların yaşamını değil, Ağrı’nın sosyal ve ekonomik kalkınmasını da doğrudan etkileyecektir.