Rojava’da sürece nasıl dahil oldu?
Devlet Bahçeli ile ilişkileri hakkında ne dedi?
Çözüm için ne kadarlık bir süre tanıdı?
İmralı’da kendisine yapılan yeni binayı nasıl tanımladı?
Selahattin Demirtaş için ne söyledi?
Kimleri Kürt oylarını çalmaya çalışmakla suçladı?
Mahmut ORAL’ın haberi…
Sur Ajans, İmralı’da bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yapılan son görüşmelerin notlarının ayrıntılarına ulaştı. Notlarda, Öcalan’ın sürece ilişkin beklentileri, örgütüne yönelik talimatları, İmralı’da kendisi için yapılan yeni müştemilatın mahiyeti hakkında çarpıcı değerlendirmeleri yer alıyor.
Suriye’nin Rojava bölgesinde Geçici Cumhurbaşkanı Şara ile Kürt güçleri arasında tırmanan ve iç savaş tehdidine dönüşen çatışmalara nasıl müdahil olduğunu anlatan Öcalan, İsrail ile ilişkiler hakkında düşüncelerini aktarıyor.
DEM Parti heyetine yönelik eleştirilerini dile getiren Öcalan, ayrıca kendisinin özgürlük koşulları hakkında da dikkat çeken açıklamalar yapıyor. İşte Öcalan’ın İmralı’da aralarında devlet yetkililerinin de olduğu görüşmelerde yaptığı açıklamaların satırbaşları:
Özal’a söz verdim…
“Bu işi ilk Özal ile başlatmıştım. O bizim nazarımızda şehittir. Ona söz verdim, onun anısına bu süreci sonuca ulaştıracağım. Kaya Toperi ile görüşmemiz olacaktı. Özal o gün düştü.”
Rojava’daki anlaşma ideal değil ama değerlidir…
“Şimdi soruyorum; SDG, Kandil özeleştiri yapıyor mu? Kandil cephesi özeleştiriden ne anlıyor. Geçenlerde Halep’te Şexmaqsud’un çevresi sarılmış. Türkiye ‘destek vereceğim’ demiş. Savunma Bakanı ‘yardım edeceğiz’ diyor. Her şey yok etme üstüne kurulmuş. Plan ve hazırlıklar kökünden söküp atmadır. Mahallenin direnişi olacak. Güçlerimizin durumu ve sonuç belli. Tamamen yok etme, plan bu. Ben de mektup yazdım. O mektup olmasaydı ne olurdu. Oradaki Genel Komutan ‘son ferdinize kadar Apocu ruhla direnin’ demiş. Bunun sonucu ne olurdu? Ben de ‘sonuna kadar direniş’ desem, taş üstünde taş kalmazdı. On bin kişi katledilirdi… Şexmaqsud meselesini başlatan güçler, Türk-Kürt ilişkilerini önümüzdeki yüzyılda kanlı bir ilişkiye dönüştüreceklerdi. Qamışlo da Kobani de kalmazdı. Kürtler direnirdi, kim kazanır kim kaybederdi belli değil ama kesinlikle Gazze kokusu aldım. Gazze’de Filistin ne kadar kazandıysa, Kürtler de o kadar kazanırdı. Hatta dünya Gazze’nin arkasında oysa Kürtler yalnız kalacaktı. Suriye’de Kürt diye bir şey kalmayacaktı. Sen istediğin kadar ‘dağda ben varım’ de. Destan da olabilirdi ama sonuç ne olurdu? Kazanımı hesaplamayan devrimci toplumu savunamaz. Cizre ve Sur zamanında ‘biz Cizre’de devletin bu kadar acımasız ve hunharca yöneleceğini tahmin etmemiştik’ demişlerdi.”
Halep’te bu masayı devirmek istediler…
“Rojava’da Şahinler ile görüşülmüş. Anlaşma sağlanmış. İdeal bir çözüm değil ama çok değerlidir. Çünkü Gazzeleşmenin önüne geçilmiştir. Gazze’deki gibi topyekün bir kayıp yoktur. Filistinliler, 7 Ekim’de büyük bir eylem yaptı. Bu eylem Gazze’nin sonunu getirdi. Bizde Gazze gibi bir kayıp yok. Siyaset dediğimiz şeyde öncü bunu görür ve tedbirini alır. TUSAŞ’ı yaptılar. Savunabilirler de bir şey demem. Sahipleniyorlar da… Gazze’yi bitiren eylemi kahramanlık olarak tanıyanlar var. Türkiye’de böyle bir İslami eğilim var. Tüm suçu İsrail’e yüklemeye gerek yoktur. Seni bitiren eylemin savunuculuğu olmaz. Kahramanlık değil cinayettir. İyi niyet ne olursa olsun sonuç ortadadır… İsrail düşünmüş; Kürtleri Gazzeleştirme. Tehlike büyük! Sexmaqsud bunu kanıtladı. Ben ilk başta ‘bu işten Gazze kokusu seziyorum’ dedim. Bunu hep söyledim. Halep beni doğruladı… Sexmaqsud’a gelirsek, yeniden büyük bir savaş ve çatışmanın içine çekmek istediler. Halep’te bu masayı devirmek istediler. Belli ki anlaşmışlar. Bu ciddi bir durumdu. Mektup yazdım. Şahin ciddiye almış. Elbette kötü bir çıkış oldu ama daha büyük ve yanlış bir savaşa girilmedi. Kandil de rahatsız olmuş. Bence hiç rahatsız olunacak bir durum değildir. Çünkü ilk kez kendi irademizle bir savaşa girmedik. Son çatışmayı böyle yaşasaydık, sadece Suriye değil, bu süreç berhava olurdu… Galiba Şahinler demiş ‘İsrail’den yardım gelecekti’. Bitirilirdik. Yardım Gazze’ye de gidiyor ama yok edilmedi mi? Yardımın başında Trump duruyor. Kimden yardım bekliyorsun? Zaten İsrail’i saldırtıyorlar”
Norm dışı güç Topal Osman…
“M. Kemal’in baş koruması Topal Osman vardı. Topal Osman tam bir norm dışı devlet gücü gibi hareket etti. O zaman norm dışı güç Topal Osman’dı. 15 Temmuz’da Sayın Erdoğan’ın en yakın yaverleri darbeci çıktı. Hala aktiftirler. Tasfiye edildiklerini sanıyor ama öyle değildir. Şimdi bunların oyun alanı artık Suriye’dir. Sexmaqsud’ta öyle ince bir şey var ki, akıl durur. Benim gönderdiğim mektup konuşulunca kim harekete geçirdi bu savaşı? Hangi darbe dinamosu harekete geçti, anladım ve gördüm. Birileri buradaki inisiyatifi ve bu masayı yıkmak için yaptı… Türkiye Dış İşleri Bakanı da içindedir. Çünkü o da Paris’teydi. ABD de var. ‘Gir’ dediler Şara’ya, o da girdi”
Bahçeli ucuz laf söyleyecek biri değil…
“Savaşla elde edilebilecek bir şey yok. Bu savaşı mantık dışı yürütmenin bir anlamı yok. O çılgınlar bu ekibi tasfiye ederse savaş büyür ve gelişir. 27 Şubat bildirgesi önemli. Bahçeli Atatürk’ten sonra büyük bir inisiyatif koydu. Kandil Bahçeli için ‘özel savaş sözcüsü’ demiş. Bahçeli’nin öyle şeyleri vardı tabii ama gelinen aşamada nasıl oldu bilmiyorum? Amma Bahçeli zaten ucuz laf söyleyecek biri değildir. Zaten gelinen aşamada başka bir inisiyatif de yok…”
Bu çözüm sonuca ulaşmazsa bir taraf sizi ezecek
“Hayıflanıyorum. Büyük acılar çekildi. Sınırlı çaba ile bunları telafi etmeye çalışıyoruz… Bu çözüm sonuca ulaşmazsa bir taraf mutlaka sizi ezecek. Kandil ‘biz de boş değiliz, ilişki ve gücümüz var’ diyor. Ama bu şartlarda bu hal ile yürümeleri çok zordur. Size diyorum ki gidin sabaha kadar tartışın bir çözüm getirin… Yetkililere de diyorum; gidin siyasi koordinatör getirin, derdimi anlatayım, size sağlıklı rapor iletsinler. Siyasiler, siyasi çözüm önünde engeldir. Devlet bir türlü bunu sağlayamıyor. Bazıları çıkıp ‘son silah bırakılmadan’ bilmem ne? Bizim silahla işimiz derdimiz yok. Ben silaha dayanmıyorum. Öcalan baskı altında, örgüt zayıf bir zeminde diye başlatmadık bu süreci.”
Bu kadar çalışıyorum, bir önerimiz bile havada kalıyor
“Ya bu kadar ciddiyetsizlik sorumsuzluk olur mu? Mecliste birbirini dinlemiyorlar bile. Ya diyorum ki, imkân verin çalışma yürüteyim, bu koşullara sahip değilim. Bu kadar çalışıyorum, bir önerimiz bile havada kalıyor… Kurucu unsur Kürtler inkâr edilmiş, dışlanmış, Cumhuriyet’i geliştirelim, savunalım diyoruz. M. Kemal ‘Cumhuriyet’i biz kurduk onu siz geliştireceksiniz’ diyor ki bu Atatürkçü geçinenler için talimattır. Cumhuriyeti demokrasi ile buluşturalım diyoruz.”
Türkiye’de cesur olan Bahçeli’dir
“Şimdi bazıları var Kemalistler, medya şarlatanları, bizi devlet düşmanı ilan ediyorlar. Düşkünlük, ahlaksızlık diz boyudur. Bu sahtekarlıktır. Türkiye’de cesur olan Bahçeli’dir. DEM’lilere de beni hatırlatıyor ve ‘kurucu önderi esas alın’ diyor. Neyse ister rakip ister Önder olarak görsünler, buraya kadar geldik. Ben çok iş yaptım. Ne Kandil ne de devlet benim iş yapmadığımı iddia edemez. Ama bundan sonra böyle önderlik yapamam”
Barzani’nin önü açılıyor
“Barzani’ye ön plana çıkarıyorlar. Bir Kürt ulus devletinin önü açılıyor. Barzani bu yüzden ön plandadır. Biraz zayıflasak, tamamen İsrail, Fransa ve İngilizler önünü açacak. Türkiye de hareketi var gücüyle yok etmeye önderlik ediyor… Binlerce Kürdün Haseke’de katledilmesi korkunç olurdu. Devlet bile kursalar en fazla bir emirlik olur, başında da Barzani olur. O yüzden Demokratik Cumhuriyet tercihim var. Bunun ötesinde bir çözüm göremiyorum. Demokratik sistem ancak böyle olur. Aslında cumhuriyet tezime saldırıyorlar. Türkiye, Kürtler için ulus devletçi anlayışa izin vermez. İşbirlikçileri var ama izin vermezler. Zaten bu yüzyılı savaş yüzyılı haline getirmenin yolu bu oluyor. Toplumsal hassasiyetlere dokunuluyor. Barzaniler acımasızlar. Bizle nasıl savaştılar biliyorsunuz. Belki de kördüğüme getirilmesinin sebebi de budur. Türkiye’de bu süreçle ilgili siyasi koordinatör oluşturulursa, bu konularda ayrıntılı rapor sunarım. Barzani önderliği tutarsa ok yaydan çıkar.
Üç aylık süre…
“Şimdi çıkış yapmamız gerekir. Nasıl yaparsak yapalım, ama bu üç ayı planlayalım. Tartışırsınız, bu üç aylık eşik aşılmalıdır. Savaş mı barış mı?. Bunlara artık siyaset karar vermelidir. İstesem de bu koşullarda artık önderlik edecek halim yok. Siyaset daralıyor. Süreç üç aydan fazla olmaz. Üç ay içinde tarihsel bir eşik atlatılmak zorunda. O savaş ekibi tehlikeli ve muazzam bir plan da hazırlamışlardır. O ekibi iyi tanıyorum. Geçmişte onlarla burada bayağı görüştüm. İmralı’da 7 yıl görüştük. Ama muhatap olduğumuz farklıdır.”
Bir bina yapmışlar…
“Bir bina yapmışlar, binanın statüsü önemlidir. Net hapishanedir ne evdir. Ne kuştur ne devedir. Bu durumda bu binaya gitmem. Siyasi hukuki boyutu düşünmeden olmaz. Devlet böyle iş yapmaz. Hukuki boyut önemlidir. Ruhen bu statü ile yaşayamam. Coşkulu görünüyorum çünkü hayırlı bir iş yapıyorum. Ama ‘öyle kal, gerisini biz yaparız’ denemez. Siyasetin durumu budur. Sorun etmiyorum. En son özgür olması gereken ben olayım. Ama bu evi ve mekanı bile bilseler, kıyameti koparırlar. Ortadan kaldırırlar hepinizi. Yetkilileri de hainlikle suçlarlar. Siyaset kurumu felaket durumdadır. Buraya iki kişi geldi. Biri profesör. Hüseyin Yayman ürkek, sanki İmralı Türkiye toprağı değilmiş gibi. Feti Yıldız ile diyaloğumuz oldu. Yayman’ın çok zavallı bir duruşu vardı. Diğerlerini siz düşünün. Beni sorunsallaştırdılar. Bu tehlikeli bir yaklaşımdır. Yahu adım atan ben, katkı yapan benim. Ama ‘Öcalan’la olmaz’ diyorlar. Engel benmişim gibi. Bu durumda ya beni öldürmeli ya da benim kendimi öldürmem lazım. O zaman başkasını bulun, çözsün. Selahattin diyorlar. Selahattin ne yapabilir? Barzani’yi kral yapalım, çözsün. Büyük çıkmaz var. Kürt oylarını kim çalacak onu hesaplıyorlar. Seçim üzerine hesap yapıyorlar…
Anayasanın ilklerine karışmayalım…
“Ben karamsar değilim. Ama yüzde yüz garanti veremeyebilirim. Siyasi tıkanmadan söz ediyorum. Ciddi bir durum var. Siyasi koordinatör ön açabilir. Siyasi partiler bir mutabakat sağlayabilirler. Yaşananlar yeni bir planlama ve yeni bir mekanizmanın ihtiyacını dayatıyor. Bu gereklidir. Bu konuda rol oynamam gereklidir. Bu rolü oynamazsam sorun çözülemez. Arkadaşlar daha önce denediler Bir belgeyi bana Emre Bey üzerinden gönderdiler. İmza istediler, imzaladım. Ama deme yanlış iliklendiği için çözülemedi. DEM heyeti nefes alacak güçte değildir. Mazlum Abdi’nin gücünü görüyorsunuz. Yapamazlar.
Nasıl bir anayasa?
“Siyasiler bana ‘yap’ demelidirler. Önümü açmalılar. Taviz de istemiyoruz. Eve de ihtiyaç yok derim, anayasanın ilklerine de karışmayalım… Anayasa nasıl olabilir onu da anlatayım. Anayasada hassas maddeler olduğu gibi durabilir. Ama ek bir madde mi olur, tümüne mi yayarsın. İlk dört madde ile uğraşmayalım. Ama sonuçta bir varlık var ve bunu anayasada nasıl ifade etmek gerekir. Ya tümüne yayarsın ya ek madde eklersin. Vatandaşlık tanımı devlete üyelik tarifidir. Cumhuriyete ve devlete üye olmanın hukuku, vatandaşlık tanımıdır. İlke şu olacak. Nasıl ki kişi benim dinim budur diyebiliyorsa, kendi milliyetini ve ulusal kimliğini de özgür ifade edebilmelidir Yani bir Türk de Kürdüm dese günah mı işlemiş olur? Yasal zorunlulukla sen Kürt veya Türksün denmemelidir…. Zaten Türklük zorla olmaz ki. Yani Hakkârili bir
Kürt’e zorla Türk ol diyebilir miyim? Böyle olmaz ki. Yıllardır gürültülü ve içi boş tartışmalar yürütülüyor. Kıyamet koparacaklarına, bölücü diyeceklerine bunun tek çare olduğunu bilmeleri gerekir. Bunu Suriye’ye de önereceğim. Devletin üniterliğini tartışmıyoruz. Bu Ortadoğu’da İran ve Suriye için de geçerlidir.”
AKP’ye mesaj “Ben tüccar oyununa gelmem’
“Şimdi yeniden başlayalım. Yöntem belirleyelim. Ne dedi Bahçeli ‘gerekirse uçakta dediğini yap, meclise gel konuş ve umut hakkı uygulansın’ dedi. Gücün varsa yap diyor. Burada devlet başkadır.b Toplumun en üstündeki özetidir… Bahçeli kilimi alırken ‘refahın yolu buradan geçiyor’ diyor. AKP için de söyleyeyim. Ben tüccar oyunlarına gelmem… Sayısız kripto ve Prof. çılgınca bana saldırıyor. Bu olmaz, hiçbir kitapta bunun yeri ve etiği yok. Ben İran, Suriye ve Irak’ta da çağrımın gereğini yapacağım. Bunun uzatılacak bir tarafı yok. Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan sürece devam ediyorum, etmek durumundayım. Ama bana imkan verilecek Yoksa hep saldıracaklar, hakaret edecekler. Olmaz böyle… Beni Deli Dumrul veya hırbo yerine koyup, benim üzerimden kavga edemezsiniz. Sayın diyen ilk kişi Bahçeli ve idamımı istiyordu o kişi. Şimdi diğerleri bana ‘terörist başı’ diyorlar Terbiyeli olacaklar. İktidarmış, muhalefetmiş bunları yapma hakkı yoktur. Saygın bir dil kullanacaksınız.”
Savaştan kaçmıyorum ama…
“Benim gücüm var. Ama olmazsa köşeme çekilirim. Kandil o zaman kendi savaş tarzı ile yürüyecek. Benim adıma değil. Savaştan kaçmıyorum ama ‘Öcalan tarzını uygulayamadık’ diyecekler. ‘Yeni bir Önderlik ve savaş tarzı geliştiriyoruz ama bunu Öcalan adına yapmıyoruz’ diye ilan edecekler. 40 yıldır katlandım bu tarza ama sorun, nasıl katlandım? ‘Bebek katili’ tanımlaması yaptılar. Herkese bebek katili denebilir bana denemez. 40 yıldır bu savaş tarzının acısını çekiyorum. Ama artık bana çektiremeyecekler. Savaşın da barışın da sahibi kendileri olacak. Beni kendi tarzlarına alet edemezler. Devlet de imha da ısrar ediyorsa onlara da söylüyorum. Israr ediyorsa onlara da söylüyorum; madem öyle gidin terör ile mücadele eden siyasetçilerinizle terörü bitirin. Harekete de söylüyorum; o zaman gidin kendi savaş tarzınızla yürütün. Savaş tarzında binlerce yanlış var. Savaş makinesi ve savaş aygıtı geliyor. Üç ay içinde sonuç alınmazsa Halep gibi olur. Rubikon Nehri geçilir gibi, Fırat Nehri geçildi. Meşhur bir söz var ya Rubikon geçilince savaş kaçınılmaz diye. Ben de ‘Fırat geçildiyse bunun böyle bir anlamı var’ dedim.
Davul boynuma asıp herkes tokmağı vuramayacak.
“Uygulama yine benim boynumda olacak. Zor bir görev. Ortadoğu’nun kaderini belirleyecek bir görevdir. Şimdi sonuç olarak davulu boynuma asıp herkes istediği tokmağı vuramayacak… Şimdi göreve beni çağırdılar. 40 tane tokmak çıkmış davula vur da vur. Bu sese nasıl dayanılır… Bu barışı sağlamak için çabalamak durumundayız. Bahçeli kilimi alırken ‘A noktası Türkiye Cumhuriyeti ise B noktası kurucu önderliktir’ diyor. Devlet Bahçeli devlet adına bunu söylüyorsa diğerleri de yapacaktır. Diğer partilerin şarlatanlıklarına bakmam. Başka partiler süreci kendi puan hesaplarına kurban edemez. Devletin hayati meselesidir, bu an o andır.”
Hareketin beklediği haklı adımlar var.
“Bir buçuk yıldır sabrettim. Şartımız şudur. Gereği olarak Öcalan icranın başına geçmelidir. Bu gereklidir. Buna siyasetle mi karar verecekler, versinler… Hareketin beklediği haklı adımlar var. Ama siyasette karışıklık var, bir kördüğüm var… Örgütün bağlılığı ortadadır. O zaman uzatmaya gerek yok. Siyasi zaaflar, güvenlik safları varsa ben elimden geleni yaparım. Bakıyorum siyaset çok kokuşmuş… Davul boynumda ve her gelen vuruyor. Davul sesi korkunç. Kakofoniden barış sesi duyulmuyor… Stratejik amacım barış ve gerçekleştirmeliyim. Kandil özgürlüğümü dile getiriyor. Ama yanlış sözlerle ifade etmemeliler. …Bahçeli hediyeler gönderdi, buna karşılık bu halıyı gönderdim…. Bahçeli rolümü anlamış ve kilimi alırkenki mesajıyla cevap vermiş. Ben diğer faşist bloğa karşı öz savunmasız kalamam. Daha ilk ünden söylediğim hukuki ve siyasi zemini oluşturmak istiyorum. O olmadan da çözüm olmuyor. Eğer gereken yapılmazsa silahlar bırakılmaz. Bunu bir tespit olarak söylüyorum”