SUR AJANS – Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’yı ziyaret eden siyasi parti temsilciler yaptıkları açıklamada, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve DEM Parti bileşenleri temsilcileri, Edirne Cezaevi’nde tutulan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ve Amed Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret ettikten sonra cezaevi önünde açıklama gerçekleştirdi. Açıklamada, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganı atıldı.
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair raporlar, ateşkes ve gerekli koşulların atılmasını ve barışın yolunun açılması gerektiğini kaydetti. Öztürk, “Bütün insanlık için, bütün insanlığın meselelerini çözmek için mahkemeler var, bu mahkemelerin en yüksek mahkemeleri var, uluslararası mahkemeler, sözleşmeler var. Bizim Anayasamızın 46., 90. ve 153. maddeye göre bizim bu sözleşmelere uymamız gerekiyor. Bu yüksek mahkemelerin kararlarına uymamız gerekiyor. Eğer öyle yaparsak, bugün cezaevinde bulunan birçok arkadaşımızın lehine kararlar var. Bu anlamıyla Selahattin Demirtaş, Selçuk Mızraklı, Can Atalay, Gezi tutukluları, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman, Osman Kavala gibi arkadaşlarımız cezaevinden çıkıyor olmalıdır. Böyle yaparsak bu barış sürecini sağlama alabiliriz ve bu halklara verdiğimiz sözü tutabiliriz” dedi
‘BİRÇOK CEZAEVİNDE SİYASİ REHİNELER VAR’
EMEK Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, “Sadece Edirne değil, Silivri, Sincan, Kandıra, Türkiye’nin birçok cezaevinde siyasi rehineler var. Bugün burada Anayasal hak olan ve uluslararası mahkemelerin almış olduğu kararların uygulanması talebiyle, Türkiye’de siyasal operasyonlara son verilmesi gerektiğini talep ediyoruz. Bu ülke, bu halk, işçiler, emekçiler, Türk ve Kürt halkı bu anti-demokratik uygulamaları hak etmiyor. İktidarın adım atması gerekir. İktidarın Anayasal kayıtsız şartsız bir şekilde uygulaması gerekir. Bugün tutukluk hali, mahkumiyet hali adeta iktidarın elinde bir silaha dönüştürülmüş durumda. Bakın bugün bir kez daha gözaltına alınan belediye başkanları ve onların çalışanları tutuklandı. Edirne Cezaevi’nden buradan çağrımız şudur. Türkiye’nin demokratikleşmesi, Türkiye’nin hak ve özgürlüklerini halkın kullanması, eşit koşullarda bir arada yaşamasının teminatı bir an önce düzenlemelerin yapılarak hayata geçirilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘SANDIKTA YENEMEDİĞİ MUHALEFETİ YARGI ELİYLE SUSTURMAK İSTEMEKTEDİR’
Türkiye’nin uzun süredir siyasal yargı eliyle şekillendirilen ağır baskıcı bir dönemden geçtiğini vurgulayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, mahkeme salonlarının siyasi rekabeti bastıran, topluma gözdağı veren ve muhalif siyasetçilerin susturulmak istendiği bir merkeze dönüştüğünü belirtti. Gül Çiftçi, “Seçilmiş belediye başkanlarının, gazetecilerin, aydınların, toplumsal muhalefetin farklı kesimlerinin ceza tehdidi altında tutulduğu bu düzende demokrasi sistematik bir biçimde yok edilmek istenmektedir. Partimizin kurumsal kimliğine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve 15,5 milyon yurttaşımızın oylarıyla belirlediği Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na, belediye başkanlarımıza ve yol arkadaşlarımıza yönelik yargı kuşatması, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın haksız yere cezaevinde tutulması, yine tutuklanan Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Osman Kavala’ya yönelik ağır hak ihlalleri ve son dönemde yaşadığımız tüm hukuksuzluklar tek bir şeye işaret etmektedir. İktidar, sandıkta yenemediği muhalefeti yargı eliyle susturmak istemektedir. İktidarın bu anlamda AİHM kararları Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası yükümlülüklerin parçasıdır ve uygulanmaları anayasal bir zorunluluktur” dedi.
‘SAMİMİYSENİZ KARARLARI UYGULAYIN DİYORUZ’
Türkiye’nin birçok meselesi olduğunu vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, toplumun neredeyse yediden yetmişinin adalet aradığını kaydetti. Meclis komisyonu raporu, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyulması gerektiğinin altını çizen Bakırhan, “AİHM’in defalarca ihlal kararı vermiş olduğu Edirne Cezaevi’ndeyiz. Kobanê davası tutukluları var. Eğer gerçekten bu konuda ülkeyi yönetenler samimiyse merdivenin ilk basamağı olan AİHM ve AYM kararlarının bir an önce uygulanması gerekir. Can Atalay, Osman Kavala, Tayfun Kahraman’la ilgili de aynı karar var. Bugün AİHM ve AYM kararlarına dikkat çekmek için Edirne Cezaevi’ndeyiz. Şimdi adalet arayanları niye cezaevinde tutuyorlar? Anlamakta insan güçlük çekiyor. Ya emin olun, siz Tayfun Kahraman’ı bıraksanız, Osman Kavala’yı bıraksanız, Can Atalay’ı, Selahattin ve Figen başkanları, Kobani kumpas davasında yargılanan diğer arkadaşları bıraksanız hiçbir yere gitmezler. Çünkü onlar bu ülkeyi sevdikleri için bu ülkenin adil, demokratik, eşitlikçi bir ülke olması için mücadele ettiler. Dolayısıyla bıraksanız da bir yere gitmeyecekler. Bıraksanız bu barış sürecine katkı sunacak, destek verecek bu arkadaşlarımızın, yoldaşlarımızın içeride kalmasını kabul etmiyoruz, hazmetmiyoruz. Ve eğer bu süreçte samimiyseniz bu kararları uygulayın diyoruz” diye konuştu.
‘HAK İHLALLERİ SON BULMALIDIR’
Bakırhan, “AİHM’in kararları Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası yükümlülüklerin parçasıdır ve uygulanmaları Anayasal bir zorunluluktur. Bu kararların uygulanması anayasal düzenin, hukuk devletinin ve uluslararası hukuka bağlılığın gereğidir. AYM kararlarını etkisizleştiren, AİHM kararlarını yok sayan her uygulama, hukuk güvenliğini zedelemekte, yurttaşların adalete olan inancını sarsmakta, devletin kendi hukukuyla kurduğu bağına yıpratmaktadır. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı hakkında, Gezi tutukları, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında yıllardır süren hak ihlalleri son bulmalıdır” dedi.
Adalet mücadelesinin önemini vurgulayan SMF Sözcüsü Mahir Gürz, “Aynı zamanda Türkiye’nin yani Türkiye açısından da bağlayıcı olan AİHM, AİHM gibi ulusal ve uluslararası sözleşmelerinde esasen uygulamalı” dedi. Gürz, siyasi tutsakların serbest bırakılması gerektiğinin altını çizdi.
‘HALKIN İRADESİ GASP EDİLMİŞ DURUMDADIR’
İktidarın yargıyı araçsallaştırdığını vurgulayan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Maalesef her gün tekrar tekrar siyasi kumpas davalarıyla karşılaştığımız için hatırlatmak zorundayız. Şu anda Türkiye cezaevlerinde geçmiş dönemde genel başkanlık yapmış, Cumhurbaşkanlığı adaylığı yapmış, halen genel başkanlık yapmakta olan en son örneğin Ezilenleri Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni arkadaşımız, seçilmiş milletvekilleri, seçilmiş belediye başkanları, geçmiş dönem seçilmiş milletvekilleri, geçmiş dönem belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, Türkiye’de muhalif siyasetçilerin her kesimini temsil eden arkadaşlarımız şu anda cezaevinde tutuluyor. Biz bu ülkede bir demokrasiden söz ediyoruz, bu ülkede seçme ve seçilme hakkından söz ediyoruz. Bugün Türkiye’de halkın büyük çoğunluğunun iradesi gasp edilmiş durumdadır. Biz böyle bir ülkede, böyle bir coğrafyada özgürlük için, demokrasi için, barış için mücadele ettiğimizi her seferinde bir kez daha hatırlamak durumundayız” diye kaydetti.
‘MESELE SİYASİ’
TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Juliana Gözen, “İçeride bulunan mücadele arkadaşlarımız, Selçuk Mızraklı’nın, Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın neden tutuklu olduğuna dair hiçbir yetkili açıklama yapamıyor. Ama memleketin dört bir tarafına bakalım, nerede bir direniş varsa, nerede bir halk mücadelesi varsa orada devlet eliyle, sermaye eliyle hukuksuzluk işleniyor. Cumartesi Annelerinden, Soma ailelerine bakalım, Rojin Kabaiş’ten, Zeren Ertaş’a bakalım, Ankara’da katledilen Mehmet Türkmen’den Esra Işık’a bakalım, ana muhalefet partisine dönüp bakalım. Her gün bu ülkede hukuksuzluk bir boyu hem devlet hem sermaye işbirliğiyle işleniyor. Mesele şu sevgili dostlar, mesele hukuki sınırları içerisinde açıklanabilecek bir boyutta değil. Mesele siyasi. Bu ülkede yaşayan milyonlarca halkı bir umut beklentisi içerisine sokacaklar ama diğer yandan atması gereken en asgari ilk adımlardan olan bu adımları gerçekleştirmeyecekler hukuksuz uygulamalara son verilmelidir” diye konuştu.
DEMİRTAŞ VE MIZRAKLI’DAN DEMOKRATİK SİYASET VURGUSU
Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’nın mesajını DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Özlem Gündüz okudu.
Mesaj şöyle: “Öncelikle dayanışma amacıyla Edirne Cezaevi’nin kapısına gelen tüm dostlar başta olmak üzere, bütün halkımıza içten selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Biz gayet iyi ve moralliyiz. Gelişmeleri yakından takip ediyor ve elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Şunu herkes bilmeli ki, bizler çıkmak için gün saymıyoruz. Cezaevi girişimiz ne kadar politikse çıkışımız da öyle olacaktır. En büyük önceliğimiz ve hassasiyetimiz çatışmalardan kaynaklı can kayıplarını durdurabilmektir. Şimdilik bunu sağlamış olmaktan dolayı mutluyuz. Çıkarılacak yasalarla bu ortamın kalıcı hale getirilmesini umuyoruz. Ancak esas demokrasi mücadelesi bundan sonra gelişecek ve büyüyecektir. Bizler de demokratik siyasetin güçlenmesi için nerede olursak olalım elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Türkiye artık büyük değişimlere gebedir. Bu değişimin halklarımızın ve emekçilerin lehine olması için çok daha güçlü, esaslı mücadele birliklerine ihtiyaç vardır. Bugün Edirne Cezaevi önünde bir araya gelişiniz de bu mücadele birliğinin her koşulda büyüyerek devam ettiğini göstermiştir. Bundan dolayı da özel olarak tüm partilere ayrı ayrı teşekkür ediyor, içten selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Özgür yarınlarda görüşmek dileğiyle.”