Telefon
WhatsApp
İklim krizi bahane, rant ve sömürü şahane: Sermayeye sınırsız yetki

Meclis’te görüşülmeye başlanan “İklim Kanunu” ve ek madencilik düzenlemeleri içeren torba yasa, doğa savunucuları tarafından “Süper İzin Yasası” olarak niteleniyor. Yasayla birlikte enerji ve maden projelerinin önü tamamen açılırken, ormanlar, zeytinlikler, meralar ve sulak alanlar üzerindeki koruma mekanizmaları kaldırılıyor. Polen Ekoloji Kolektifi Üyesi Derya Sever’e göre, bu düzenlemeler “ekolojik yıkımı yasallaştırma” ve halkın söz hakkını ortadan kaldırma amacı taşıyor.

Torba yasayla birlikte çevresel denetim süreçlerinin ortadan kaldırıldığını vurgulayan Sever, “ÇED süreçleri tamamen formaliteye indirgeniyor. Eğer 3 ay içinde karar verilmezse, otomatik olarak şirket lehine onay çıkacak. Bu durum yerel halkın yaşam alanlarını, geçim kaynaklarını ve itiraz hakkını yok ediyor” dedi.

Derya Sever, İklim Kanunu’na ilişkin olarak da şu uyarıda bulundu:

“Bu yasa doğayı korumuyor, şirketlere ‘paran kadar kirlet’ hakkı tanıyor. Ceza kesiliyor ama o cezanın bedeli halka zam olarak dönüyor. Kirleten yine kirletmeye devam ediyor, bedelini halk ödüyor.”

Yasa ile birlikte “kritik mineraller” ve dördüncü grup madenler için acele kamulaştırma yetkisi EPDK’ya veriliyor. Bu da köylünün tarlasının, evinin bir günde maden sahasına dönüştürülebileceği anlamına geliyor. Sever’e göre bu uygulama, kırsalda yaşayan emekçilerin geçim araçlarını elinden alarak şirketlere mahkûm bırakıyor:

“Köyler maden sahası ilan edilecek, insanlar topraksız kalacak. İşçileşmeye zorlanan halk, aynı şirketlerin sömürüsüne maruz kalacak. Doğayla birlikte emeğin de sömürüsü derinleşecek.”

Ekolojik tahribatın yalnızca doğaya değil, sınıfsal adalete de darbe olduğunu vurgulayan Sever, neoliberal sistemin hem doğayı hem emeği aynı anda sömürdüğünü söyledi. Örnek olarak Akbelen direnişine işaret etti:

“Limak, Akbelen’i talan ederken aynı zamanda işçilerin haklarını da gasp ediyor. Aynı şirketler İsrail’le ticari ilişkiler sürdürüyor. Bu sistem tüm ezilenlere karşı birleşik bir saldırıdır.”

Derya Sever, doğa savunusu ile sınıf mücadelesinin birleşmesi gerektiğini vurgulayarak, bu sürecin ancak antifaşist ve antiemperyalist bir perspektifle yürütülebileceğini söyledi:

“Ekoloji mücadelesi, halkların özgürleşme mücadelesinin bir parçası olmalı. Türkiye ve Kürdistan’daki maden projeleri emperyal çıkarların uzantısı. Bu yüzden çözüm sosyalist bir hatta, birleşik halk mücadelesinde yatıyor.” (Kaynak: MA)

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20

Yazarlarımız

Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği