Telefon
WhatsApp
Halk, net ve kararlı: Bakur ne bekliyor?

Aram Amed/Analiz

Bakur’da yaşanan süreçte bir gerçeği artık görmezden gelmek mümkün değil: Halkın kalbinde bir kırılma var. Yıllarca büyük bedeller ödeyen, yokluk içinde direnen, her baskıya karşı onurunu ayakta tutan bu halk, bugün siyasete ve özellikle de yerel yönetimlere küskün. Son seçimlerde sandığa gitmeyenlerin sayısı tesadüf değil; bu, halkın içinden yükselen güçlü bir uyarı çığlığıdır.

 

Kürt halkı iktidarın baskısını zaten biliyor, zaten tanıyor. Asıl hayal kırıklığı, kendi iradesini temsil etmesi gerekenlerin, yani belediyelerin ve partinin edilgenliğinden kaynaklanıyor. Belediyelerde büyüyen rant ilişkileri, kadro kavgaları, koltuk hesapları ve sessizlik, halkın güvenini kemiriyor. Siyaset, müdahale etmesi gerektiğinde geri çekildikçe, belediyeler halkın gündelik yaşamına dokunmadıkça, umutsuzluk büyüyor. İnsanlar artık şu soruyu yüksek sesle soruyor: “Biz bunca bedeli neden ödedik? Eğer belediyeler de bu haldeyse, bizim ekmeğimizden, yolumuzdan, suyumuza kadar geleceğimizi kim savunacak?”

 

Kürt halkının beklentisi aslında çok yalın: Hem partinin hem belediyelerin yeniden eskisi gibi etkin hale gelmesi, müdahale gücünü göstermesi. Bu sadece “motivasyon” değil, doğrudan bir yaşam meselesidir. Çünkü bu halkın kaderi sandıkla sınırlı değil; günlük yaşamı, kimliği, dili ve onuru siyasetle ve yerel yönetimlerin icraatlarıyla doğrudan bağlantılı. Halk, kriz anlarında masaya yumruğunu vuran, net ve radikal kararlar alabilen bir irade görmek istiyor. Eğer bu kararlılık ortaya konulursa, güven yeniden inşa edilir. O güvenle halk, partinin ve belediyelerin etrafında kilitlenir ve olası çağrılara canhıraş bir şekilde kulak verir.

 

Ama aksi olursa ne olur? Sessizlik devam eder, çürümeye müdahale edilmezse kırılma derinleşir. Sandığa gitmeyen kitle büyür, sokaktaki sessizlik kalıcılaşır. O zaman siyasal alan ve belediyeler, halkın değil; rantçıların, iktidar işbirlikçilerinin ve kendi küçük menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyenlerin oyuncağına dönüşür. İşte bu, gerçek bir yenilgi olur. Bunu yenilgi değil de bir kayıp olarak düşünürsek, sürecin olumsuzluğu toparlamayı çetin hale getirir.

 

Şimdi karar anıdır. Ya halkın talebine kulak verilecek, halk doğrudan dinlenecek ya da siyasal alandaki ve belediyelerdeki çürümeye karşı radikal bir müdahale yapılacak; ya da tarih, bu suskunluğu büyük bir kayıp olarak kaydedecektir. Çünkü halkın sabrı sınırsız değil. Yıllardır umutla bekleyen, her baskıya rağmen ayakta duran insanlar, artık boş sözlerle oyalanmayı kabul etmiyor.

 

Bu halk, çocuklarının geleceğini kaybetti, köyleri yakıldı, gençleri zindanlara atıldı. Onurlu bir yaşam için direnmekten başka bir seçeneği kalmadı. Bugün onların istediği tek şey, hem parti hem belediye temsilcilerinin aynı kararlılığı göstermesidir. Eğer bu irade ortaya konulmazsa, halk kendi yolunu aramaya başlar ve o yol kimsenin tahmin edemeyeceği kadar sert olur.

 

Halkın güveni, belediyelerin halka dokunan gerçek hizmetleri ve partinin kararlı iradesiyle yeniden kazanılabilir. Ve o gün geldiğinde, süreç bambaşka bir güçle yoluna devam eder. Ama o gün gelmezse, tarih suskunları değil, direnenleri yazacaktır.

 

Kürt halkı, Kürt Hareketi'nin Bakur’a yeniden güçlü bir şekilde dönmesini, süreci eline almasını bekliyor. Halkın beklentisi çok açık: Belediyeler halkçı, şeffaf ve kararlı bir çizgiye çekilmeli; rantçı zihniyetler kapı dışarı edilmeli; edilgenlik yerine mücadele iradesi öne çıkarılmalıdır. Bu ise ancak PKK’nin sürece doğrudan müdahalesiyle mümkündür. Eğer bu yapılırsa halk yeniden güven duyar, belediyeler etrafında kilitlenir ve olası çağrılara tüm varlığıyla cevap verir.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

Takım OM G M P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20

Yazarlarımız

Nöbetçi Eczaneler

E-Bülten Aboneliği